← Ana Sayfaya Dön

Geleneksel Çin Tıbbı Perspektifiyle Akciğerler ve Bağırsaklar

İnsan bedeni ve ruhu, modern tıbbın ve eski geleneksel öğretilerin kesişim kümesinde birbirine sıkı sıkıya bağlı karmaşık bir bütün oluşturur. Bu bağlamda akciğerler ve kalın bağırsaklar, yalnızca fiziksel metabolizma süreçlerinin değil, aynı zamanda en derin duygusal deneyimlerimizin ve ruhsal durumlarımızın merkezinde yer alan iki hayati organdır. Uzun süreli üzüntü ve depresyon gibi ağır duygusal yükler bu organlarda birikerek zamanla hem enerjisel akışı hem de fiziksel sağlığı zayıflatır. Geleneksel bakış açısına göre bu organlar, insan ruhunun derinliklerindeki keder, yas ve depresyon gibi duygulara ev sahipliği yapar. Ancak bu alan yalnızca olumsuzlukları barındırmaz; aynı zamanda cesareti, akışa bırakabilme yetisini, geçmişteki acı ve incinmeleri serbest bırakma gücünü ve doğru zamanda doğru eylemde bulunma bilgelik kalitesini de içinde taşır. Geleneksel Çin Tıbbı'na göre bu organ çifti doğrudan Metal Elementi ile bağlantılıdır. Metal enerjisinin temel doğası katılaşmadır. Kronikleşen üzüntü veya depresyon, bireyin enerjisinin katılaşmasına ve geçmişteki kayıplara sıkıca tutunmasına neden olur. Bu durum, fiziksel düzeyde eşya biriktirme veya istifçilik gibi telafi edici bilinçsiz davranışlar olarak da kendini gösterebilir. Spiritüel açıdan ise akciğerler, insan öldüğünde toprağa geri dönen Cismani Ruh olan Po'yu barındırırken; karaciğerdeki Uhrevi Ruh Hun tinimizle birlikte evrensel kaynağa döner. Batı tıbbı perspektifinden bakıldığında, akciğerler ve kalın bağırsağın hayatta kalma ve metabolik denge açısından ne denli kritik roller üstlendiği açıkça görülmektedir. Bedenimizdeki trilyonlarca hücrenin kesintisiz işlev görebilmesi için sürekli ve bol oksijene ihtiyacı vardır; birkaç dakikalık bir oksijensizlik dahi ölümcül sonuçlar doğurabilir. Solunum sistemi; burun, boğaz, soluk borusu, göğüs kasları ve diyafram aracılığıyla kan hücrelerine oksijen sağlarken metabolizma atığı karbondioksiti dışarı atar. Midede ve ince bağırsakta sindirim ve emilim gerçekleştikten sonra atıklar kalın bağırsağa gelir; buradaki su ve tuzun büyük kısmı emilerek kana karışır, kalan katı atıklar ise rektum yoluyla atılırken dost bakteriler K ve B vitaminlerinin üretimine yardımcı olur. İstatistiksel olarak Amerika'da akciğer hastalıkları en yaygın ikinci ölüm nedeniyken, bağırsak kanseri üçüncü sırada yer alır ve toplumun büyük kesimi kronik kabızlıktan mustariptir. Aşırı üzüntüfiziksel olarak sık soğuk algınlığı, grip, astım, anfizem, akciğer kanseri veya kalın bağırsak sorunları biçiminde tezahür edebilir.

Çigong ve Geleneksel Çin Tıbbı perspektifinde akciğerler, chi'yi ve solunumu yönetir. Akciğerler dalaktan besin chi'sini alarak bunu içe çekilen havayla birleştirir ve bütün bedene yayar. Ayrıca dalaktan aldıkları beden sıvılarını ince bir buğu haline getirerek kas-deri arasındaki alanlara püskürtür, sıvıları doğrudan böbreklere ve mesaneye yöneltir ve tüm bedene Koruyucu Chi'yi yayarlar. Deriyi, burnu, boğazı, ses tellerini ve beden tüylerini etkileyen akciğerler, havanın solunmasını kontrol ettikleri ve deriyi etkiledikleri için yin organları içinde en dışsal olanıdır; beden ile çevre arasındaki köprüdür. Bu nedenle aşırı rüzgar, sıcak, soğuk, nem ve kuruluktan en kolay etkilenen organdır.

Kederimizi bastırmak veya yok saymak yerine ondan bir şeyler öğrenmek ve onu dönüştürmek, cesaretimizi ve geçmişteki acıları serbest bırakma yetimizi artırır. Bu dönüşüm süreci, bize gerektiği zaman en etkili ve uygun edimde bulunmak için gereken enerjiyi ve sezgiyi kazandırır. Akciğerler ve kalın bağırsaklar, nihayetinde hem fiziksel arınmanın hem de ruhsal özgürleşmenin sessiz ve güçlü merkezleridir.
Diğer Yazılar
Kutsal Dzyan Kitabı İnisiyasyon Yolunda Şuurlanma: Kadim Uyanış Tekniklerinin İncelenmesi Simya Aynası Kelt Sembolleri Dzyan Kitabı Zümrüt Tablet ve Simya
← Ana Sayfaya Dön