← Ana Sayfaya Dön

Zihniniz, Ektiğiniz Tohumları Büyüten Bir Bahçedir

Zihniniz, aslında çok verimli bir toprağa benzer. Eğer düşünce formunda olumsuz kayıt tohumları ekerseniz, emin olun ki o toprak size bunun ürününü fazlasıyla verecektir; çünkü zihin, ekilen her şeyi büyütme konusunda son derece cömerttir, iyisiyle kötüsüyle ayrım yapmaz.

Tarlalardaki ayrık otlarını bilirsiniz değil mi? Onlar, verimli tohumların filizlenmesine engel olur, köklerini sarıp güçlerini zayıflatır. Zihnimizde de tıpkı böyle yerleşmiş ayrık otları vardır; bunlar, yaşam hakkında biriktirdiğimiz olumsuz düşünce kalıplarıdır. Artık iyi bir bahçıvan olmanın zamanı gelmiştir. Eğer siz bu otları temizlemezseniz, zamanla onlar sizin zihin toprağınıza hâkim olur. Ama unutmayın, bu da yine sizin seçiminiz.

Yaşam yollarında amaçsızca, dalgın bir şekilde dolaşmak yerine, bir farkındalık giysisi giyerek yürümeyi öğrenmek, düşüncelerinizi denetleyebilme gücünüzü her geçen gün büyütecektir. Galileo'nun dediği gibi, bir insana bir şey doğrudan öğretilemez; ona ancak kendi içindeki farkındalığı keşfetmesinde yardımcı olunabilir. Gerçek öğrenme, hep içeriden gelir.

Bir arkadaşımın bana anlattığı bir söz var: çocuğu doğduğu günden beri onu kaybetmekten korktuğunu söylemişti. Bu, üzerinde tam anlamıyla hâkimiyet kuramadığı, yıllarca içinde taşıdığı bir korkuydu. Böyle hikâyeler, bir korkunun ne kadar derin ve kalıcı bir iz bırakabileceğini gösterir bize. Burada bir noktanın altını çizmek isterim: bir ebeveynin, sevdiği birini kaybetme korkusu taşıması son derece insani ve yaygın bir duygudur; bu korkunun varlığı, yaşanan trajik bir kaybın nedeni ya da işareti değildir. Zihnin böylesi acı bir kaybı bir düşünce kalıbıyla açıklama çabası, çoğu zaman yasın getirdiği anlam arayışından doğar; ama bu tür bir nedensellik kurmak, zaten derin bir acı yaşayan bir insana haksız bir suçluluk yükleyebilir. Asıl mesele, korkularımızın bizi nasıl kısıtladığını, hangi anları kaçırmamıza yol açtığını fark edebilmektir; korku duymanın kendisi, başımıza gelenlerin sorumlusu değildir.

Farkındalıkla yaşadığınızda, nelerden korktuğunuzu ve bu korkuları besleyen düşünce kalıplarınızı çok daha net görmeye başlarsınız. Bunu görmek, aynı zamanda değiştirme ve dönüştürme gücünü de elinize verir. Yeter ki bunu gerçekten isteyin.

Burada değinmek istediğim çok önemli bir nokta var: insanlar genellikle arzu ettikleri hayatı değil, o an kim olduklarını kendilerine çekerler. Kıskançlık, hoşgörüsüzlük, sabırsızlık ya da art niyet barındıran bir zihin, arzuladığı şeylere kolay kolay ulaşamaz; çünkü o zihin, ektiği tohumların meyvesiyle yaşamaya devam eder. Bu nedenle arzu ettiğiniz şeylere ulaşmak, bir bakıma kendi iç dünyanızı temizlemekten, kendinizi o arzuya hazırlamaktan geçer.

Şu tarz konuşmalara sıkça rastlarım: "İstediğim hiçbir şey olmuyor, falanca kişinin benden ne üstünlüğü var da o benim arzuladıklarıma sahip, adaletsiz dünya işte..." Eminim sizler de buna benzer sözler duymuşsunuzdur, belki zaman zaman kendiniz de söylemişsinizdir. Ama elindekine şükredemeyen, başkalarını hor gören ve onların sahip olduklarını kıskanan bir zihin, ne yazık ki arzuladığı yaşama pek kolay kavuşamaz. Belki de bilemezsiniz, o sahip olduklarını gördüğünüz kişinin içinde ne kadar sevgi dolu, olumlu tohumlar taşıdığını. Dış görünüşe aldanmayın; gördüğünüz şey sizin algılayış biçiminizdir, gerçek olan ise her zaman özdür, derinlerde saklı olandır.

Eğer yaşamdaki koşullarla sürekli bir mücadele içindeyseniz, belki de zamanı gelmiştir düşünce biçiminizi bir kez daha gözden geçirmenin. Düşünce sisteminiz değiştiği anda, dış koşulların da nasıl yavaş yavaş değişmeye başladığını fark edip şaşırabilirsiniz. Bu kadar basit miydi diye kendinize sorabilirsiniz. Evet, çoğu zaman gerçekten bu kadar basittir; ama basit olması, kolay olduğu anlamına gelmez, sabır ve süreklilik ister.

Siz yaşamınızın mimarısınız ve her an, fark etseniz de etmeseniz de, kendi gerçekliğinizi inşa etmeye devam ediyorsunuz. Yaşamınızda acı çekiyorsanız, belki de bu, kendi özünüzle bir yerlerde ters düştüğünüzün bir işaretidir; yani varlığınızın en temel yasası olan sevgiyle aranıza bir mesafe girmiştir. O zaman durup, kendi içinizdeki tohumlara bakma vaktidir: aralarında bencillik, kıskançlık ya da hor görme gibi tohumlar var mı, diye kendinize sormanın tam zamanı olabilir.
Diğer Yazılar
İlişkiler Kaygılı Reddedilme Duyarlılığı Hafızanın Yanılsaması ve Anıların Değişmesi Fiziksel Gevşeme Yeteneği Fiziksel Uyarılma Seviyesini Düşürmek Otoriter ve baskıcı anne-baba
← Ana Sayfaya Dön