← Ana Sayfaya Dön

SS Ourang Medan

SS Ourang Medan efsanesi, denizcilik tarihinin en gizemli ve en çok tekrarlanan hikâyelerinden biri olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Ancak konuya biraz daha yakından bakıldığında, bu olayın gerçek bir tarihi kayıt olmaktan çok, yıllar içinde farklı versiyonlarla şekillenip büyümüş bir şehir efsanesi olduğu görülür.

Hikâyenin köklerine inildiğinde ilginç bir durumla karşılaşılır: aynı geminin farklı anlatımlarında olayın tarihi bazen 1940, bazen 1947, bazen de 1948 olarak verilmiştir. Bazı versiyonlarda geminin Malaka Boğazı'nda, bazılarında ise Marshall ya da Solomon Adaları civarında battığı anlatılır. Bu tutarsızlıklar, hikâyenin tek bir olaydan değil, zamanla birbirine karışmış birden fazla anlatıdan türemiş olabileceğine işaret eder.

Öykünün en yaygın versiyonuna göre, 1947 ya da 1948'de Malaka Boğazı'ndan geçmekte olan Hollanda bandıralı SS Ourang Medan adlı bir kargo gemisinden garip bir imdat mesajı alınır. Mesajda kaptan dahil tüm subayların öldüğü, ardından da mürettebatın tamamının hayatını kaybetmiş olabileceği belirtilir; son olarak da yalnızca ölüyorum sözcükleri iletildikten sonra yayın kesilir.

Bu mesajı alan gemilerden biri olan Silver Star, koordinatları tespit ederek Ourang Medan'a ulaşır ve gemiye herhangi bir yanıt gelmeyince küçük bir ekip filikayla geminin güvertesine çıkar. Anlatıya göre gemide hayatta hiç kimse bulunamaz; güvertede, koridorlarda ve köprüde dağılmış hâlde cesetlerle karşılaşılır. Cesetlerin yüzleri güneşe dönük, ağızları açık ve gözleri sabit bir korku ifadesiyle donmuş vaziyettedir. Hatta geminin köpeği bile ölü bulunmuştur. En şaşırtıcı ayrıntı ise, hiçbir cesette darbe, yara ya da boğuşma izine rastlanmamış olmasıdır.

Kurtarma ekibi gemiyi limana çekmeye hazırlanırken kargo bölümünden duman yükseldiğini fark eder ve halatları keserek Silver Star'a geri döner. Kısa süre sonra Ourang Medan büyük bir patlamayla parçalanıp sulara gömülür; böylece geminin ve mürettebatının başına ne geldiğine dair her türlü somut kanıt da sonsuza dek denizin dibinde kalmış olur.

Hikâyenin bazı versiyonlarında, olaydan günler sonra Marshall Adaları'na vuran bir can kurtarma botunda hayatta kalan tek kişinin bulunduğu, bu kişinin de bir misyonere geminin kargosunda potasyum siyanür ve nitrogliserin gibi tehlikeli kimyasallar taşındığını, deniz suyunun bu maddelerle temas ederek zehirli gazlar oluşturduğunu anlattığı iddia edilir. Bazı araştırmacılar bu noktadan hareketle olayı, dönemin gizli kimyasal ve biyolojik silah çalışmalarıyla, hatta Japonya'nın savaş dönemindeki ünlü 731. Birim'iyle ilişkilendirmeye çalışmıştır.

Ancak bütün bu ayrıntılara rağmen, geminin gerçekten var olduğuna dair hiçbir somut kanıt bulunamamıştır. 1764 yılından bu yana dünya genelindeki neredeyse tüm ticari gemileri kayıt altına alan Lloyd's Register of Ships'te SS Ourang Medan adında bir gemiye rastlanmaz. Silver Star'ın seyir defterinde de böyle bir kurtarma operasyonuna dair hiçbir kayıt yoktur; herhangi bir liman kayıtlarında da bu geminin varlığına ya da batışına dair resmi bir belge bulunmamaktadır.

Konuyu yıllarca araştıran isimlerden Roy Bainton, geminin kayıtlı olabileceği farklı ülkelerin sicillerini incelemiş, ancak sonuç alamamıştır. Alman araştırmacı Theodor Siersdorfer'in ona ulaştırdığı, 1954 yılında Otto Mielke tarafından yazılmış Das Totenschiff in der Südsee (Güney Denizlerindeki Ölüm Gemisi) adlı otuz iki sayfalık kitapçıkta, geminin rotası ve kargosuna dair oldukça ayrıntılı bilgiler yer alsa da, bu bilgilerin dayandığı kaynaklar hiçbir zaman gösterilmemiştir; bu da metnin güvenilirliğini tartışmalı hale getirmektedir.

Hikâyenin izini süren araştırmacılara göre, öykünün kökeni muhtemelen İtalya'nın Trieste kentinden Silvio Scherli adlı bir kişiye kadar uzanmaktadır; bu kişinin 1940'lı yıllarda benzer ama ayrıntıları farklı bir hikâye anlattığı, zamanla bu anlatının çeşitli gazete ve dergilerde yeniden işlenerek bugünkü hâline büründüğü düşünülmektedir.

Olayın gerçek bir temele dayanıp dayanmadığı konusunda kesin bir sonuca varmak mümkün olmasa da, denizcilik tarihçilerinin ve araştırmacıların büyük çoğunluğu, mevcut kayıt eksikliği ve hikâyenin sürekli değişen ayrıntıları nedeniyle SS Ourang Medan'ın gerçek bir gemi olmaktan çok, 20. yüzyıl ortasının popüler denizcilik folklorunda doğup büyümüş bir efsane olduğu görüşündedir. Buna rağmen hikâye, insan zihninin bilinmeyene duyduğu ilgiyi ve denizin derinliklerine dair köklü korkuları besleyen etkileyici bir anlatı olarak günümüzde de canlılığını korumaktadır.
Diğer Yazılar
Tuskegee Frengi Deneyi Eski Köy Hikayeleri Vela Projesi Woolpit çocukları Enfield Poltergeist Vakası MH370 - Kayıp Malezya Uçağı
← Ana Sayfaya Dön