← Ana Sayfaya Dön

Psişik Algı ve Parapsikoloji

Psişik algı, parapsikoloji alanında incelenen ve bir kişinin bilgiyi bilinen beş duyu (görme, işitme, dokunma, tat, koku) ya da bilinen fiziksel-nedensel süreçler dışında bir yolla edindiği ya da hissettiği iddia edilen bir deneyim kategorisidir. Bu geniş şemsiye terim altında, birbirinden farklı birkaç alt kategori yer alır.

Telepati, bir kişinin başka bir kişinin düşüncelerini, duygularını ya da zihinsel imgelerini doğrudan, herhangi bir bilinen fiziksel iletişim aracı olmadan algıladığı iddia edilen deneyimdir. Durugörü (clairvoyance), kişinin uzak bir mekânda gerçekleşen bir olayı ya da orada bulunan bir nesneyi, o mekâna fiziksel olarak yakın olmadan algılayabildiği iddia edilen yetenektir. Bu ikisine ek olarak literatürde önseziş (precognition) -henüz gerçekleşmemiş bir olayı önceden hissetme- ve psikokinezi -zihnin doğrudan fiziksel nesneleri etkilemesi- gibi kategoriler de sıkça yer alır; bunların hepsi birlikte genellikle Psi fenomenleri (Psi phenomena) olarak adlandırılır.

Parapsikoloji alanının kurumsal tarihi 1930'lara, Duke Üniversitesi'nde J.B. Rhine'ın laboratuvar ortamında Zener kartlarıyla (beş farklı geometrik sembol taşıyan kart destesi) yürüttüğü deneylere kadar uzanır. Rhine, deneklerin kartların sembolünü rastgele tahminin ötesinde bir oranda doğru tahmin edip edemediğini istatistiksel olarak ölçmeye çalışmıştır. Bu deneyler, konunun bilimsel bir çerçevede sistematik olarak incelenmesinin öncüsü sayılır ve alanın kurumsallaşmasında (Parapsychological Association'ın 1969'da Amerikan Bilimin İlerlemesi Derneği'ne (AAAS) üye kabul edilmesi gibi) önemli bir rol oynamıştır.

Sonraki on yıllarda, ganzfeld deneyleri adı verilen bir protokol geliştirildi; bu deneylerde bir denek duyusal yoksunluk ortamına alınır (gözlerine yarı saydam kapaklar takılır, kulaklarına beyaz gürültü verilir) ve başka bir odadaki bir "gönderici"nin kendisine zihinsel olarak ilettiği bir görüntüyü tahmin etmeye çalışır. Bu deneylerin sonuçları üzerine parapsikologlar arasında da yoğun tartışmalar yaşanmıştır; bazı meta-analizler istatistiksel olarak şansın üzerinde bir isabet oranı bildirirken, bu bulguları bağımsız laboratuvarlarda tutarlı biçimde tekrarlamak (replikasyon) büyük ölçüde başarısız olmuş, bu da alanın merkezi metodolojik sorunlarından birini oluşturmuştur.

Psişik algı iddialarını değerlendiren araştırmacılar arasında görüş ayrılığı derindir. Bazı parapsikologlar, biriken istatistiksel verilerin -tek bir deney değil, birçok çalışmanın toplamının- rastgele şansla açıklanamayacak küçük ama tutarlı bir etkiye işaret ettiğini savunur. Bu görüşü destekleyenler arasında en çok tartışılan isimlerden biri, 2011 yılında önseziş üzerine yayımladığı bir çalışmayla büyük yankı uyandıran psikolog Daryl Bem'dir. Diğer araştırmacılar ise bu bulguların istatistiksel yöntem sorunlarından, seçici veri raporlamasından (yalnızca olumlu sonuçların yayımlanması eğiliminden) ya da deney tasarımındaki ince kusurlardan kaynaklandığını öne sürer; bu eleştirmenler arasında en tanınmış isimlerden biri, Bem'in çalışmasını yakından inceleyip metodolojik eleştiriler yönelten psikolog Ray Hyman'dır.

Konunun bilim felsefesi açısından ilginç bir yönü de şudur: psişik algı iddialarını değerlendirmek için kullanılan araç, sıradan bilimsel deneylerle aynıdır -kontrollü deney tasarımı, istatistiksel analiz, akran değerlendirmesi- ancak elde edilen sonuçların yorumlanması, alanın kendine özgü tarihsel ve kurumsal konumu nedeniyle her zaman daha yüksek bir şüphecilik eşiğiyle karşılanır. Bu durum, alan içinde ve dışında hâlâ süregelen canlı bir metodolojik tartışmanın kaynağıdır.

Bugün konuyla ilgilenen araştırmacılar, üniversite bünyesindeki bazı laboratuvarlarda (örneğin geçmişte Princeton Üniversitesi'nde faaliyet göstermiş PEAR laboratuvarı gibi) ve bağımsız araştırma kurumlarında bu fenomenleri incelemeye devam etmektedir; bu çalışmalar, hem deneysel protokollerin nasıl daha sıkı hale getirilebileceğini hem de insan bilincinin sınırlarına dair daha geniş soruları araştırma amacı taşımaktadır.
Diğer Yazılar
Psikokinezi Elektronik Ses Fenomeni (EVP) Taş Hafızası Mum Renkleri ve Anlamları Psikoz Sinizm
← Ana Sayfaya Dön