Çevresel Stres Kavramı
Çevresel stres kavramı 1929 yılında Baron Gustav Freiherr von Pohl tarafından keşfedildi ve ardından diğer Alman doktorlar tarafından incelenmeye başlandı. Bu keşif, o dönemde tıp çevrelerinde alışılmadık bir yaklaşımı temsil ediyordu, çünkü hastalığın kaynağını yalnızca bedenin kendi içinde değil, kişinin içinde bulunduğu fiziksel çevrede aramayı öneriyordu. Çevresel stres daha çok cep telefonları, televizyonlar, bilgisayarlar, mikrodalga fırınlar, kablosuz ağlar gibi görünmeyen stres tetikleyicileridir. Yaptıklarımızdan çok bulunduğumuz yerlerle ilgilidir; yani bir kişinin ne kadar sağlıklı beslendiği ya da ne kadar spor yaptığı kadar, hangi odada uyuduğu, evinin hangi noktasında zaman geçirdiği de bu görüşe göre önem taşır.
Kirlian fotoğrafçılığı ve kuantum fizik ile her maddenin enerjiden oluştuğu ve atomlarının titreşimleriyle çevrelerinde elektromanyetik bir alan oluşturduğu araştırılmaktadır. Bu araştırmalar, katı ve cansız gibi görünen nesnelerin aslında sürekli bir hareket ve titreşim halinde olduğu fikrine dayanır. Bu enerji alanları sürekli birbirleriyle bir iletişim halinde titreşmektedir, öyle ki bir mekândaki her nesne, her yapı malzemesi, hatta yerin altındaki jeolojik oluşumlar bile bu görünmez ağın bir parçası sayılır. Bu çevresel güçlerin bedenlerimize olan etkisi oldukça ciddi olabilmektedir. Örneğin, bazı evlerin altından geçen jeolojik fay hatları, o evde yaşayan insanların sağlığını etkileyerek kanser, lösemi, glokom gibi hastalıklara neden olabilmektedir. Yerkürenin enerjisinin sağlığımız üzerindeki etkilerine jeopatik stres denmektedir. Evin altından geçen su akıntıları, fay hatları, biz uyuduğumuzda bedenimizi etkileyerek bağışıklık sistemimizi yıkmaktadır; çünkü uyku sırasında beden en savunmasız halinde olduğundan, bu görünmez etkilere karşı direnç de en düşük seviyededir.
Çevresel stres örnek olarak su stresi, titreşim stresi, elektrik stresi ve kimyasal stres gibi pek çok stres faktörünü sayabiliriz. Bu faktörlerin her biri farklı bir kaynaktan beslenir, ancak hepsi bir araya geldiğinde bedenin genel enerji dengesini bozan kümülatif bir yük oluşturduğu düşünülür.
- Kimyasal stres: Koruyucu kıyafetler olmaksızın emilen kimyasallardır. Temizlik ürünleri, boyalar, çözücüler ve bazı inşaat malzemelerinden yayılan buharlar bu kategoriye girer.
- Elektrik stresi: Bilgisayarlar, ofis gereçleri, elektrikli battaniyeler, kötü ya da sağlam olmayan prizler, dönüştürücüler, güç hatları, bazı buzdolapları, su pompaları, fay hatları gibi kaynaklardan yayılır.
- Titreşimsel stres: Ultrasonik sinyaller, floresan ışıklar, televizyonlar, kablosuz telefonlar, hırsız alarmları, geniş metal gaz boruları, elektrostatik nem geçirmez tabakalar, ultrasonik böcek kovucular, kızılötesi uzaktan kumandalar, kaya taşları, jeneratörler gibi kaynaklardan gelir.
- Uğuldama stresi: Çevredeki yüksek sesli gürültülerden kaynaklanır; trafik, endüstriyel makineler ya da sürekli çalışan havalandırma sistemleri buna örnek gösterilebilir.
- Materyal stres: Doğal kaynaklardan oluşan ve diğer materyaller tarafından emilen strestir; bir malzemenin başka bir malzemenin enerjisini içine çekmesiyle oluştuğu düşünülür.
- Mobil stres: Çevredeki kişiler tarafından oluşturulan yabancı enerjilerdir; kalabalık ortamlarda hissedilen yorgunluğun bir kısmının bu tür bir enerji alışverişinden kaynaklandığı öne sürülür.
- Radar stres: Mikrodalgalardan yayılan strestir.
- Şekil stresi: Bazı bina tasarımları, bulunulan mekânın çeşitleri, dokuz kenarlı figürler, sekizgenler, altıgenler gibi tüm köşeli objelerden kaynaklanır; keskin köşelerin enerji akışını kestiği ya da yönlendirdiği fikri buna dayanır.
- Statik stres: Bazı arabaların yaydığı, hastane ve diğer yüksek plastik içerikli yerlerde yoğunlaşan strestir. Yünlü bir kazağı çıkardığımızda ya da saçımızı taradığımızda deneyimlediğimiz statik enerjinin stresi de bu kapsamdadır.
- Su stresi: Akarsular, yeraltı su damarları, gizli demir hüzmeleri elektriksel stres yaratır; yer altında akan suyun manyetik alanı bozduğu ve bu bozulmanın yer üstündeki yapıları da etkilediği düşünülür.
Bu stresleri en aza indirmek için uyuduğunuz odalarda olabildiğince az elektronik eşya bırakın; yatak odasının mümkün olduğunca sade ve elektronik cihazlardan arındırılmış olması, hem fiziksel hem de bu görüşe göre enerjisel bir dinlenme sağlar. Evinizde tuz lambaları ve kristal kuvars taşlar yerleştirin; bu nesnelerin ortamdaki yoğun enerjiyi dengelediğine ve havayı arındırdığına inanılır. Kendi enerji alanınızı korumak sizin göreviniz. Enerji çakra sisteminizi dengeleyin, dengeli beslenin ve olumlu düşünün; zihinsel tutumun da fiziksel çevre kadar bu dengede pay sahibi olduğu kabul edilir. Hafta sonları doğa yürüyüşlerine katılın, enerjinizi topraklayın; çıplak ayakla toprağa basmanın ya da doğada vakit geçirmenin, biriken elektriksel ve titreşimsel yükü boşalttığı düşünülür. Dilerseniz yoga, meditasyon yapın, dilerseniz ibadet edin, dua edin; hangi yöntem seçilirse seçilsin, amaç zihni sakinleştirip bedeni bu görünmez etkilere karşı daha dirençli bir hale getirmektir.
Kirlian fotoğrafçılığı ve kuantum fizik ile her maddenin enerjiden oluştuğu ve atomlarının titreşimleriyle çevrelerinde elektromanyetik bir alan oluşturduğu araştırılmaktadır. Bu araştırmalar, katı ve cansız gibi görünen nesnelerin aslında sürekli bir hareket ve titreşim halinde olduğu fikrine dayanır. Bu enerji alanları sürekli birbirleriyle bir iletişim halinde titreşmektedir, öyle ki bir mekândaki her nesne, her yapı malzemesi, hatta yerin altındaki jeolojik oluşumlar bile bu görünmez ağın bir parçası sayılır. Bu çevresel güçlerin bedenlerimize olan etkisi oldukça ciddi olabilmektedir. Örneğin, bazı evlerin altından geçen jeolojik fay hatları, o evde yaşayan insanların sağlığını etkileyerek kanser, lösemi, glokom gibi hastalıklara neden olabilmektedir. Yerkürenin enerjisinin sağlığımız üzerindeki etkilerine jeopatik stres denmektedir. Evin altından geçen su akıntıları, fay hatları, biz uyuduğumuzda bedenimizi etkileyerek bağışıklık sistemimizi yıkmaktadır; çünkü uyku sırasında beden en savunmasız halinde olduğundan, bu görünmez etkilere karşı direnç de en düşük seviyededir.
Çevresel stres örnek olarak su stresi, titreşim stresi, elektrik stresi ve kimyasal stres gibi pek çok stres faktörünü sayabiliriz. Bu faktörlerin her biri farklı bir kaynaktan beslenir, ancak hepsi bir araya geldiğinde bedenin genel enerji dengesini bozan kümülatif bir yük oluşturduğu düşünülür.
- Kimyasal stres: Koruyucu kıyafetler olmaksızın emilen kimyasallardır. Temizlik ürünleri, boyalar, çözücüler ve bazı inşaat malzemelerinden yayılan buharlar bu kategoriye girer.
- Elektrik stresi: Bilgisayarlar, ofis gereçleri, elektrikli battaniyeler, kötü ya da sağlam olmayan prizler, dönüştürücüler, güç hatları, bazı buzdolapları, su pompaları, fay hatları gibi kaynaklardan yayılır.
- Titreşimsel stres: Ultrasonik sinyaller, floresan ışıklar, televizyonlar, kablosuz telefonlar, hırsız alarmları, geniş metal gaz boruları, elektrostatik nem geçirmez tabakalar, ultrasonik böcek kovucular, kızılötesi uzaktan kumandalar, kaya taşları, jeneratörler gibi kaynaklardan gelir.
- Uğuldama stresi: Çevredeki yüksek sesli gürültülerden kaynaklanır; trafik, endüstriyel makineler ya da sürekli çalışan havalandırma sistemleri buna örnek gösterilebilir.
- Materyal stres: Doğal kaynaklardan oluşan ve diğer materyaller tarafından emilen strestir; bir malzemenin başka bir malzemenin enerjisini içine çekmesiyle oluştuğu düşünülür.
- Mobil stres: Çevredeki kişiler tarafından oluşturulan yabancı enerjilerdir; kalabalık ortamlarda hissedilen yorgunluğun bir kısmının bu tür bir enerji alışverişinden kaynaklandığı öne sürülür.
- Radar stres: Mikrodalgalardan yayılan strestir.
- Şekil stresi: Bazı bina tasarımları, bulunulan mekânın çeşitleri, dokuz kenarlı figürler, sekizgenler, altıgenler gibi tüm köşeli objelerden kaynaklanır; keskin köşelerin enerji akışını kestiği ya da yönlendirdiği fikri buna dayanır.
- Statik stres: Bazı arabaların yaydığı, hastane ve diğer yüksek plastik içerikli yerlerde yoğunlaşan strestir. Yünlü bir kazağı çıkardığımızda ya da saçımızı taradığımızda deneyimlediğimiz statik enerjinin stresi de bu kapsamdadır.
- Su stresi: Akarsular, yeraltı su damarları, gizli demir hüzmeleri elektriksel stres yaratır; yer altında akan suyun manyetik alanı bozduğu ve bu bozulmanın yer üstündeki yapıları da etkilediği düşünülür.
Bu stresleri en aza indirmek için uyuduğunuz odalarda olabildiğince az elektronik eşya bırakın; yatak odasının mümkün olduğunca sade ve elektronik cihazlardan arındırılmış olması, hem fiziksel hem de bu görüşe göre enerjisel bir dinlenme sağlar. Evinizde tuz lambaları ve kristal kuvars taşlar yerleştirin; bu nesnelerin ortamdaki yoğun enerjiyi dengelediğine ve havayı arındırdığına inanılır. Kendi enerji alanınızı korumak sizin göreviniz. Enerji çakra sisteminizi dengeleyin, dengeli beslenin ve olumlu düşünün; zihinsel tutumun da fiziksel çevre kadar bu dengede pay sahibi olduğu kabul edilir. Hafta sonları doğa yürüyüşlerine katılın, enerjinizi topraklayın; çıplak ayakla toprağa basmanın ya da doğada vakit geçirmenin, biriken elektriksel ve titreşimsel yükü boşalttığı düşünülür. Dilerseniz yoga, meditasyon yapın, dilerseniz ibadet edin, dua edin; hangi yöntem seçilirse seçilsin, amaç zihni sakinleştirip bedeni bu görünmez etkilere karşı daha dirençli bir hale getirmektir.
Diğer Yazılar