Pranayama
Pranayama, dengeli bir şekilde nefes alıp vermek anlamına gelir. Günümüzde pek çok insan, gerek uyku sırasında gerekse gün içinde, yeterince derin ve sakin bir nefes alamamaktadır. Oysa bir insan için en temel gereksinim ne yiyecek, ne içecek, ne de sudur; en temel ihtiyaç oksijendir. Bu nedenle dengeli bir nefes alışverişi son derece önemlidir. Pranayama, sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez, beşer dakika uygulanır.
Prana, yaşamın temel enerjisidir ve bedendeki hareketi ve canlılığı sağlayan lokomotif niteliğindedir. Vata adı verilen enerji yapısının en önemli alt bileşenlerinden biri olarak kabul edilir. Prana'yı dengeye getiren en önemli unsurlardan biri de pranayama uygulamasıdır. Bu uygulama genellikle sırayla ve tek tek burun deliklerinden yapılır; bu sayede solunum ritmi daha düzenli hale getirilebilir ve böylece tüm sinir sistemi de olumlu bir şekilde etkilenebilir.
Pranayama, meditasyon uygulayan kişiler için de oldukça iyi bir hazırlık evresi işlevi görür. Fizyolojik düzeyde bir sakinlik, zihinsel düzeyde ise bir rahatlama oluşturur. Beynin her iki yarıküresindeki faaliyetleri dengeye getirir ve bu iki yarıkürenin uyum içinde çalışmasına yardımcı olur.
Gün içerisinde beynin sağ ve sol yarıkürelerinin baskınlığı sırayla değişir; bazen sağ, bazen sol yarıküre daha baskın hale gelebilir. Bu nedenle gün içinde bazı anlarda, örneğin sol yarıküre baskınken, kişi daha rasyonel ve organize bir zihinsel durumda olabilir. Ancak günün farklı saatlerinde kişi daha duygusal bir hale de gelebilir. Beynin baskın olan yarıküresi dinlenmeye geçtiğinde, karşı taraftaki burun deliği aracılığıyla metabolizmadaki toksinler solunum yoluyla dışarı atılır; zamanla beynin diğer yarıküresi aktif hale geçip öncekiler dinlenmeye başladığında, bu kez ters yöndeki burun deliğinden toksinler atılmaya başlar. Gün içinde, hatta uyku sırasında bile, iki burun deliğinin hiçbir zaman tam olarak eşit açıklıkta olmadığı, her zaman birinin diğerine kıyasla biraz daha kapalı olduğu görülür.
Derin bir nefes alıp, elimizin sırtına doğru burnumuzdan nefes verdiğimizde, her iki tarafın aynı açıklıkta olmadığını fark ederiz. Dinlenmeye geçmiş olan beyin yarıküresi, çapraz taraftaki burun deliği aracılığıyla toksinlerini dışarı atmaktadır. Bu, oldukça önemli bir konudur; örneğin anatomik ya da kronik burun problemleri nedeniyle burnun bir tarafı sürekli tıkalı olan kişilerde, bedenle ilgili başka dengesizlikler de ortaya çıkabilir; baş ağrısı, astım ve tansiyon bozuklukları gibi rahatsızlıklar bu dengesizliklerden bazılarıdır.
Ağızdan nefes alıp vermek, sağlıksız ve ciddi bir patoloji olarak değerlendirilir ve mutlaka düzeltilmesi gereken bir alışkanlıktır. Pranayama düzenli olarak uygulandığında, zamanla birçok nefes tıkanıklığının giderildiği ve uyku sırasındaki solunumun da daha dengeli bir hale geldiği gözlemlenir.
Pranayama, sakin ve gürültüsüz bir ortamda, gözler kapalı ve beden gevşemiş bir halde uygulanmalıdır. Nefes asla zorlanarak verilmemeli, belirli sayılar üzerinde durulmamalı, yalnızca rahat bir şekilde nefes alınıp verilmelidir. Sırtın dik tutulmasına ve ayak tabanlarının yere temas etmesine özen gösterilmelidir. Uygulama sırasında sağ elin baş parmağı sağ burun deliğine, ikinci veya üçüncü parmağı ise sol burun deliğine gelecek şekilde konumlandırılır. Burunda hafif bir tıkanıklık hissedilirse, önce her iki delikten hızlı hızlı nefes vererek burun temizlenir.
Uygulamaya daima nefes vererek başlanır; ardından aynı burun deliğinden nefes alınır, nefes tam olarak alındıktan sonra bu delik kapatılır ve içerideki hava karşı taraftaki burun deliğinden dışarı verilir. Az önce bir taraftan alınan hava, diğer burun deliğinden verilir; ardından nefes, verilen o burun deliğinden tekrar alınır, o delik kapatılır ve nefes diğer taraftan verilir. Bu döngü, sabah ve akşam olmak üzere yaklaşık beşer dakika sürdürülür. Pranayama, tok karnına uygulanmaz. Pek çok diğer nefes tekniği nefes almakla başlarken, pranayama nefes vermekle başladığı için teknik olarak bu diğer yöntemlerden ayrılır. Uygulama, normal nefes alışverişine kıyasla biraz daha yavaş ve sessiz olmalıdır; pranayama yapan bir kişiyi izleyenler, herhangi bir zorlanma sesi duymamalıdır. Uygulama süresince solunum ritminde değişiklikler yaşanabilir; bu durum, pranayamanın etkili olduğunu gösteren olumlu bir işaret olarak değerlendirilir.
Prana, yaşamın temel enerjisidir ve bedendeki hareketi ve canlılığı sağlayan lokomotif niteliğindedir. Vata adı verilen enerji yapısının en önemli alt bileşenlerinden biri olarak kabul edilir. Prana'yı dengeye getiren en önemli unsurlardan biri de pranayama uygulamasıdır. Bu uygulama genellikle sırayla ve tek tek burun deliklerinden yapılır; bu sayede solunum ritmi daha düzenli hale getirilebilir ve böylece tüm sinir sistemi de olumlu bir şekilde etkilenebilir.
Pranayama, meditasyon uygulayan kişiler için de oldukça iyi bir hazırlık evresi işlevi görür. Fizyolojik düzeyde bir sakinlik, zihinsel düzeyde ise bir rahatlama oluşturur. Beynin her iki yarıküresindeki faaliyetleri dengeye getirir ve bu iki yarıkürenin uyum içinde çalışmasına yardımcı olur.
Gün içerisinde beynin sağ ve sol yarıkürelerinin baskınlığı sırayla değişir; bazen sağ, bazen sol yarıküre daha baskın hale gelebilir. Bu nedenle gün içinde bazı anlarda, örneğin sol yarıküre baskınken, kişi daha rasyonel ve organize bir zihinsel durumda olabilir. Ancak günün farklı saatlerinde kişi daha duygusal bir hale de gelebilir. Beynin baskın olan yarıküresi dinlenmeye geçtiğinde, karşı taraftaki burun deliği aracılığıyla metabolizmadaki toksinler solunum yoluyla dışarı atılır; zamanla beynin diğer yarıküresi aktif hale geçip öncekiler dinlenmeye başladığında, bu kez ters yöndeki burun deliğinden toksinler atılmaya başlar. Gün içinde, hatta uyku sırasında bile, iki burun deliğinin hiçbir zaman tam olarak eşit açıklıkta olmadığı, her zaman birinin diğerine kıyasla biraz daha kapalı olduğu görülür.
Derin bir nefes alıp, elimizin sırtına doğru burnumuzdan nefes verdiğimizde, her iki tarafın aynı açıklıkta olmadığını fark ederiz. Dinlenmeye geçmiş olan beyin yarıküresi, çapraz taraftaki burun deliği aracılığıyla toksinlerini dışarı atmaktadır. Bu, oldukça önemli bir konudur; örneğin anatomik ya da kronik burun problemleri nedeniyle burnun bir tarafı sürekli tıkalı olan kişilerde, bedenle ilgili başka dengesizlikler de ortaya çıkabilir; baş ağrısı, astım ve tansiyon bozuklukları gibi rahatsızlıklar bu dengesizliklerden bazılarıdır.
Ağızdan nefes alıp vermek, sağlıksız ve ciddi bir patoloji olarak değerlendirilir ve mutlaka düzeltilmesi gereken bir alışkanlıktır. Pranayama düzenli olarak uygulandığında, zamanla birçok nefes tıkanıklığının giderildiği ve uyku sırasındaki solunumun da daha dengeli bir hale geldiği gözlemlenir.
Pranayama, sakin ve gürültüsüz bir ortamda, gözler kapalı ve beden gevşemiş bir halde uygulanmalıdır. Nefes asla zorlanarak verilmemeli, belirli sayılar üzerinde durulmamalı, yalnızca rahat bir şekilde nefes alınıp verilmelidir. Sırtın dik tutulmasına ve ayak tabanlarının yere temas etmesine özen gösterilmelidir. Uygulama sırasında sağ elin baş parmağı sağ burun deliğine, ikinci veya üçüncü parmağı ise sol burun deliğine gelecek şekilde konumlandırılır. Burunda hafif bir tıkanıklık hissedilirse, önce her iki delikten hızlı hızlı nefes vererek burun temizlenir.
Uygulamaya daima nefes vererek başlanır; ardından aynı burun deliğinden nefes alınır, nefes tam olarak alındıktan sonra bu delik kapatılır ve içerideki hava karşı taraftaki burun deliğinden dışarı verilir. Az önce bir taraftan alınan hava, diğer burun deliğinden verilir; ardından nefes, verilen o burun deliğinden tekrar alınır, o delik kapatılır ve nefes diğer taraftan verilir. Bu döngü, sabah ve akşam olmak üzere yaklaşık beşer dakika sürdürülür. Pranayama, tok karnına uygulanmaz. Pek çok diğer nefes tekniği nefes almakla başlarken, pranayama nefes vermekle başladığı için teknik olarak bu diğer yöntemlerden ayrılır. Uygulama, normal nefes alışverişine kıyasla biraz daha yavaş ve sessiz olmalıdır; pranayama yapan bir kişiyi izleyenler, herhangi bir zorlanma sesi duymamalıdır. Uygulama süresince solunum ritminde değişiklikler yaşanabilir; bu durum, pranayamanın etkili olduğunu gösteren olumlu bir işaret olarak değerlendirilir.
Diğer Yazılar