Gerçekliğinizi Yaratan Görünmez Yasa: Bilinçaltının Gücü
Evren, yasalarla yönetilir. Nasıl ki yerçekimi yasası, siz inansanız da inanmasanız da sizi ve etrafınızdaki her şeyi aynı şekilde etkiliyorsa, bilinçaltımızın da kendi yasası vardır: inanç yasası. Bu, bilinçaltınızın sahip olduğu sessiz ama son derece etkili bir güçtür.
Bilinçaltınızı bir mıknatıs gibi düşünün. O, kendi içinde taşıdığı inançlara uygun olan her şeyi kendine çeker. İçinizde yerleşmiş belirli bir inanç varsa, bilinçaltınız o inanca uygun bir titreşim yaratır ve bu titreşime denk düşen olayları, insanları, fırsatları hayatınıza davet eder. Bazıları buna evrensel titreşim, bazıları çekim yasası der; adı ne olursa olsun, bu yasa sizi her an, fark etseniz de etmeseniz de şekillendirmeye devam eder.
Eğer bilinçaltınız yaşamın zor geçeceğine derinden inanıyorsa, yaşamınız gerçekten de zor bir hal alır; karşınıza çıkan insanlar ve olaylar, adeta bu inancı doğrulamak istercesine size zorluklar çıkarır. Aynı şekilde, bilinçaltınız paranın ancak büyük bir mücadeleyle kazanılabileceğine inanıyorsa, önünüze çıkan fırsatlar da hep insanüstü bir çaba gerektiren, zahmetli fırsatlar olur. Eğer para kazanmakta sürekli zorluk yaşıyorsanız, belki de sebebi tam olarak budur: bilinçaltınız, paranın kolayca kazanılabileceğine henüz ikna olmamıştır.
Bunu başka sözcüklerle tekrar söyleyeyim: yaşamınız zorsa, bunun temel nedeni bilinçaltınızın yaşamın zor olduğuna inanmasıdır. Zor geçen yaşamınız ya da maddi sıkıntılarınız için dışarıda bir suçlu aramanıza gerek yok. Burada anlatmaya çalıştığım en özde şudur: sizin gerçekliğinizi, yine sizin bilinçaltınız yaratır. Bu, hayatta gerçek anlamda ilerleyebilmek isteyen herkesin, ta içine kadar özümsemesi gereken bir gerçektir.
Bilincimizin gücünü bir fikri anlamak, kavramak için kullanırız; bilinçaltımızın gücünü ise o fikri gerçek bir sonuca dönüştürmek için kullanırız. Ne yazık ki çoğu insan bunun tam tersini yapar: bilinçli zihnini doğrudan sonuca ulaşmak için zorlar, bu da beraberinde yalnızca stres ve kaygı getirir. İşte bilinçli zihnimizle bilinçaltı gücümüzü kullanma biçimimiz arasındaki en can alıcı fark burada gizlidir.
Bilinçaltınızı daha iyi anlamak için basit bir benzetme yapayım: bilinçaltınız, bilgisayarınızın hard diski gibidir. Ekranda gördüğünüz ise, o an yaşadığınız gerçeklik, hayatınızın kendisidir. Kendinize sorun: ekrandaki bu bilgi nereden geliyor? Elbette hard diskten, yani bilinçaltından. Bilgisayar ekranı size gerçekliğinizi gösteriyorsa, bu görüntünün kaynağı da yine bilinçaltınızdır. Yani söylemek istediğim şu: şu anda deneyimlemekte olduğunuz yaşam, aslında bilinçaltınızda kayıtlı inançların dışa yansımasından başka bir şey değildir.
Pek çok insan, kaç kez iş değiştirirse değiştirsin, nereye giderse gitsin aynı sorunlarla tekrar tekrar karşılaştığını fark eder. Anlayamadıkları şey ise, değiştirilmesi gerekenin dış koşullar değil, içteki inançlar olduğudur. İnançlar değiştiğinde, kişi kendini yeni insanlara, yeni fırsatlara doğru çekildiğini hisseder; dış dünyası da bilinçaltındaki bu değişime paralel olarak dönüşmeye başlar.
İnançların gerçekliği yarattığını söylediğimde, aldığım en sık tepkilerden biri şu oluyor: "İçinde bulunduğum gerçekliğe inanmıyorum, ama neden hâlâ bu başıma geliyor?" Burada anlaşılması gereken can alıcı nokta şu: gerçekliğinizi yaratan inancın ne olduğuna, bilinçli zihniniz değil, bilinçaltınız karar verir. Birkaç kitap okuyup hayatınızın bolluk içinde olduğuna zihinsel olarak inanmaya başlayabilirsiniz; ama bilinçaltınız bundan henüz gerçekten ikna olmamış olabilir.
Peki bilinçaltınızın gerçekte neye inandığını nasıl anlarsınız? Cevap aslında oldukça basit: gerçekliğinize bakın. Sizin yaşadığınız gerçeklik, hayatınızın bir aynasıdır; içinizde taşıdığınız inançları size geri yansıtır. Eğer gerçekliğinizi, bilinçaltınızdaki inançları yeniden programlamak için bir kılavuz olarak kullanmayı öğrenirseniz, hayatınızın bir daha asla eskisi gibi kalmayacağını göreceksiniz.
Bilinçaltınızı bir mıknatıs gibi düşünün. O, kendi içinde taşıdığı inançlara uygun olan her şeyi kendine çeker. İçinizde yerleşmiş belirli bir inanç varsa, bilinçaltınız o inanca uygun bir titreşim yaratır ve bu titreşime denk düşen olayları, insanları, fırsatları hayatınıza davet eder. Bazıları buna evrensel titreşim, bazıları çekim yasası der; adı ne olursa olsun, bu yasa sizi her an, fark etseniz de etmeseniz de şekillendirmeye devam eder.
Eğer bilinçaltınız yaşamın zor geçeceğine derinden inanıyorsa, yaşamınız gerçekten de zor bir hal alır; karşınıza çıkan insanlar ve olaylar, adeta bu inancı doğrulamak istercesine size zorluklar çıkarır. Aynı şekilde, bilinçaltınız paranın ancak büyük bir mücadeleyle kazanılabileceğine inanıyorsa, önünüze çıkan fırsatlar da hep insanüstü bir çaba gerektiren, zahmetli fırsatlar olur. Eğer para kazanmakta sürekli zorluk yaşıyorsanız, belki de sebebi tam olarak budur: bilinçaltınız, paranın kolayca kazanılabileceğine henüz ikna olmamıştır.
Bunu başka sözcüklerle tekrar söyleyeyim: yaşamınız zorsa, bunun temel nedeni bilinçaltınızın yaşamın zor olduğuna inanmasıdır. Zor geçen yaşamınız ya da maddi sıkıntılarınız için dışarıda bir suçlu aramanıza gerek yok. Burada anlatmaya çalıştığım en özde şudur: sizin gerçekliğinizi, yine sizin bilinçaltınız yaratır. Bu, hayatta gerçek anlamda ilerleyebilmek isteyen herkesin, ta içine kadar özümsemesi gereken bir gerçektir.
Bilincimizin gücünü bir fikri anlamak, kavramak için kullanırız; bilinçaltımızın gücünü ise o fikri gerçek bir sonuca dönüştürmek için kullanırız. Ne yazık ki çoğu insan bunun tam tersini yapar: bilinçli zihnini doğrudan sonuca ulaşmak için zorlar, bu da beraberinde yalnızca stres ve kaygı getirir. İşte bilinçli zihnimizle bilinçaltı gücümüzü kullanma biçimimiz arasındaki en can alıcı fark burada gizlidir.
Bilinçaltınızı daha iyi anlamak için basit bir benzetme yapayım: bilinçaltınız, bilgisayarınızın hard diski gibidir. Ekranda gördüğünüz ise, o an yaşadığınız gerçeklik, hayatınızın kendisidir. Kendinize sorun: ekrandaki bu bilgi nereden geliyor? Elbette hard diskten, yani bilinçaltından. Bilgisayar ekranı size gerçekliğinizi gösteriyorsa, bu görüntünün kaynağı da yine bilinçaltınızdır. Yani söylemek istediğim şu: şu anda deneyimlemekte olduğunuz yaşam, aslında bilinçaltınızda kayıtlı inançların dışa yansımasından başka bir şey değildir.
Pek çok insan, kaç kez iş değiştirirse değiştirsin, nereye giderse gitsin aynı sorunlarla tekrar tekrar karşılaştığını fark eder. Anlayamadıkları şey ise, değiştirilmesi gerekenin dış koşullar değil, içteki inançlar olduğudur. İnançlar değiştiğinde, kişi kendini yeni insanlara, yeni fırsatlara doğru çekildiğini hisseder; dış dünyası da bilinçaltındaki bu değişime paralel olarak dönüşmeye başlar.
İnançların gerçekliği yarattığını söylediğimde, aldığım en sık tepkilerden biri şu oluyor: "İçinde bulunduğum gerçekliğe inanmıyorum, ama neden hâlâ bu başıma geliyor?" Burada anlaşılması gereken can alıcı nokta şu: gerçekliğinizi yaratan inancın ne olduğuna, bilinçli zihniniz değil, bilinçaltınız karar verir. Birkaç kitap okuyup hayatınızın bolluk içinde olduğuna zihinsel olarak inanmaya başlayabilirsiniz; ama bilinçaltınız bundan henüz gerçekten ikna olmamış olabilir.
Peki bilinçaltınızın gerçekte neye inandığını nasıl anlarsınız? Cevap aslında oldukça basit: gerçekliğinize bakın. Sizin yaşadığınız gerçeklik, hayatınızın bir aynasıdır; içinizde taşıdığınız inançları size geri yansıtır. Eğer gerçekliğinizi, bilinçaltınızdaki inançları yeniden programlamak için bir kılavuz olarak kullanmayı öğrenirseniz, hayatınızın bir daha asla eskisi gibi kalmayacağını göreceksiniz.
Diğer Yazılar