Dürtü Kontrol Bozuklukları
Dürtü kontrol bozuklukları, kişinin kendisine ya da başkalarına zarar verebilecek bir eylemi gerçekleştirme dürtüsüne karşı koyamadığı bir grup psikiyatrik durumu tanımlar. Bu bozukluklarda ortak nokta, kişinin belirli bir davranışı yapma isteğine karşı direnç göstermekte ciddi güçlük çekmesi ve bu direncin sonunda genellikle davranışın gerçekleştirilmesiyle sonuçlanmasıdır.
İnsan davranışının büyük bir kısmı, doğuştan gelen dürtülerin toplumsal kurallar çerçevesinde biçimlendirilmesiyle şekillenir. Öfkelendiğimizde saldırgan bir tepki verme eğilimimiz olsa da, aile, eğitim ve toplumsal normlar bu eğilimi belirli sınırlar içinde tutmayı öğretir. Çocukluktan itibaren edinilen bu özdenetim becerileri, kişinin toplumla uyumlu bir biçimde yaşamasını mümkün kılar. Ancak bazı kişilerde bu özdenetim mekanizması yeterince gelişmemiş ya da zamanla zayıflamış olabilir; bu durumda dürtü, farklı biçimlerde de olsa mutlaka bir çıkış yolu bulur.
Aralıklı patlayıcı bozukluk, bu grubun en dikkat çekici örneklerinden biridir. Bu bozuklukta kişi, ortama ya da tetikleyici olaya oranla aşırı derecede orantısız öfke patlamaları yaşar; bu patlamalar sözel saldırganlık, eşyaya zarar verme ya da fiziksel şiddet şeklinde ortaya çıkabilir. Öfke anında kişi dürtüsüne karşı koyamaz ve bu durum bazen ciddi maddi hasara ya da başkalarının fiziksel bütünlüğüne yönelik tehlikeli sonuçlara yol açabilir.
Kleptomani, kişinin maddi değeri olmayan ya da kendisine gerçekten ihtiyacı olmayan eşyaları çalma dürtüsüne karşı koyamadığı bir bozukluktur. Buradaki temel özellik, davranışın maddi kazanç amacı taşımamasıdır; kişi genellikle çalma eylemi öncesinde artan bir gerilim, eylem sırasında ya da hemen sonrasında ise bir rahatlama ya da haz hissi yaşar. Kişinin ekonomik durumu iyi olsa dahi bu dürtüye karşı koyamaması, bozukluğun kompulsif niteliğini ortaya koyar.
Piromani, kişinin herhangi bir maddi çıkar, intikam ya da ideolojik bir amaç gütmeksizin yangın çıkarma dürtüsüne kapıldığı bir bozukluktur. Yangını çıkarmadan önce kişide artan bir gerginlik ve duygusal yoğunluk hissedilir; yangın çıkarıldıktan sonra olayı izlerken ya da sonrasında bir rahatlama ya da tatmin duygusu yaşanır. Bu durum, gerçek anlamda bir yangın çıkarma dürtüsüyle ilgilidir ve kundakçılığın diğer, çıkar amaçlı biçimlerinden ayrılır.
Trikotillomani, kişinin kendi saçını, kirpiklerini ya da vücudunun diğer bölgelerindeki kılları yolma dürtüsüne karşı koyamadığı bir durumdur. Bu davranış öncesinde genellikle bir gerginlik hissi, davranış sırasında ya da sonrasında ise bir rahatlama duygusu yaşanır. Bu bozukluk, günümüzde psikiyatrik sınıflandırma sistemlerinde saf bir dürtü kontrol bozukluğu olmaktan çok, obsesif-kompulsif bozuklukla ilişkili bir tablo olarak ele alınmaktadır; çünkü davranışın tekrarlayıcı ve kendine özgü ritüelistik yapısı, obsesif-kompulsif spektrum bozukluklarına daha yakın bir görünüm sergilemektedir.
Patolojik kumar oynama (kumar bağımlılığı) ise kişinin kumar oynama dürtüsünü kontrol edemediği, bu davranışın giderek artan miktarlarda para ve zamanla sürdürüldüğü bir durumdur. Kişi, kaybettiği parayı geri kazanma isteğiyle kumara devam edebilir, kumarı bırakmaya çalıştığında huzursuzluk ya da gerginlik yaşayabilir, borçlanma ya da mali yıkım gibi ciddi sonuçlara rağmen davranışını sürdürebilir. Bu bozukluk, güncel psikiyatrik sınıflandırmalarda dürtü kontrol bozukluklarından ziyade, madde bağımlılığına benzer nörobiyolojik mekanizmalar taşıması nedeniyle davranışsal bağımlılıklar başlığı altında değerlendirilmektedir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu da, dürtüsellik belirtisini önemli ölçüde barındırması nedeniyle bu grupla sıklıkla birlikte anılır; ancak kendisi, günümüz sınıflandırma sistemlerinde ayrı bir nörogelişimsel bozukluk kategorisinde ele alınmaktadır.
Bu bozuklukların ortak özelliği, kişinin davranışını rasyonel bir şekilde değerlendirebilmesine rağmen, o an geldiğinde dürtüsüne direnememesidir. Kişi, davranışının sonrasında pişmanlık duyabilir, bir daha yapmamaya karar verebilir, hatta bu durumdan büyük bir rahatsızlık duyabilir; ancak dürtü yeniden ortaya çıktığında aynı davranış çoğu zaman tekrarlanır. Bu tekrarlayan döngü, dürtü kontrol bozukluklarının tedavisinin neden uzman bir psikiyatrik yaklaşım gerektirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Tedavide genellikle bilişsel davranışçı terapi teknikleri ile gerekli görüldüğünde ilaç tedavisi bir arada kullanılır ve erken müdahale, kişinin yaşam kalitesini korumak açısından büyük önem taşır.
İnsan davranışının büyük bir kısmı, doğuştan gelen dürtülerin toplumsal kurallar çerçevesinde biçimlendirilmesiyle şekillenir. Öfkelendiğimizde saldırgan bir tepki verme eğilimimiz olsa da, aile, eğitim ve toplumsal normlar bu eğilimi belirli sınırlar içinde tutmayı öğretir. Çocukluktan itibaren edinilen bu özdenetim becerileri, kişinin toplumla uyumlu bir biçimde yaşamasını mümkün kılar. Ancak bazı kişilerde bu özdenetim mekanizması yeterince gelişmemiş ya da zamanla zayıflamış olabilir; bu durumda dürtü, farklı biçimlerde de olsa mutlaka bir çıkış yolu bulur.
Aralıklı patlayıcı bozukluk, bu grubun en dikkat çekici örneklerinden biridir. Bu bozuklukta kişi, ortama ya da tetikleyici olaya oranla aşırı derecede orantısız öfke patlamaları yaşar; bu patlamalar sözel saldırganlık, eşyaya zarar verme ya da fiziksel şiddet şeklinde ortaya çıkabilir. Öfke anında kişi dürtüsüne karşı koyamaz ve bu durum bazen ciddi maddi hasara ya da başkalarının fiziksel bütünlüğüne yönelik tehlikeli sonuçlara yol açabilir.
Kleptomani, kişinin maddi değeri olmayan ya da kendisine gerçekten ihtiyacı olmayan eşyaları çalma dürtüsüne karşı koyamadığı bir bozukluktur. Buradaki temel özellik, davranışın maddi kazanç amacı taşımamasıdır; kişi genellikle çalma eylemi öncesinde artan bir gerilim, eylem sırasında ya da hemen sonrasında ise bir rahatlama ya da haz hissi yaşar. Kişinin ekonomik durumu iyi olsa dahi bu dürtüye karşı koyamaması, bozukluğun kompulsif niteliğini ortaya koyar.
Piromani, kişinin herhangi bir maddi çıkar, intikam ya da ideolojik bir amaç gütmeksizin yangın çıkarma dürtüsüne kapıldığı bir bozukluktur. Yangını çıkarmadan önce kişide artan bir gerginlik ve duygusal yoğunluk hissedilir; yangın çıkarıldıktan sonra olayı izlerken ya da sonrasında bir rahatlama ya da tatmin duygusu yaşanır. Bu durum, gerçek anlamda bir yangın çıkarma dürtüsüyle ilgilidir ve kundakçılığın diğer, çıkar amaçlı biçimlerinden ayrılır.
Trikotillomani, kişinin kendi saçını, kirpiklerini ya da vücudunun diğer bölgelerindeki kılları yolma dürtüsüne karşı koyamadığı bir durumdur. Bu davranış öncesinde genellikle bir gerginlik hissi, davranış sırasında ya da sonrasında ise bir rahatlama duygusu yaşanır. Bu bozukluk, günümüzde psikiyatrik sınıflandırma sistemlerinde saf bir dürtü kontrol bozukluğu olmaktan çok, obsesif-kompulsif bozuklukla ilişkili bir tablo olarak ele alınmaktadır; çünkü davranışın tekrarlayıcı ve kendine özgü ritüelistik yapısı, obsesif-kompulsif spektrum bozukluklarına daha yakın bir görünüm sergilemektedir.
Patolojik kumar oynama (kumar bağımlılığı) ise kişinin kumar oynama dürtüsünü kontrol edemediği, bu davranışın giderek artan miktarlarda para ve zamanla sürdürüldüğü bir durumdur. Kişi, kaybettiği parayı geri kazanma isteğiyle kumara devam edebilir, kumarı bırakmaya çalıştığında huzursuzluk ya da gerginlik yaşayabilir, borçlanma ya da mali yıkım gibi ciddi sonuçlara rağmen davranışını sürdürebilir. Bu bozukluk, güncel psikiyatrik sınıflandırmalarda dürtü kontrol bozukluklarından ziyade, madde bağımlılığına benzer nörobiyolojik mekanizmalar taşıması nedeniyle davranışsal bağımlılıklar başlığı altında değerlendirilmektedir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu da, dürtüsellik belirtisini önemli ölçüde barındırması nedeniyle bu grupla sıklıkla birlikte anılır; ancak kendisi, günümüz sınıflandırma sistemlerinde ayrı bir nörogelişimsel bozukluk kategorisinde ele alınmaktadır.
Bu bozuklukların ortak özelliği, kişinin davranışını rasyonel bir şekilde değerlendirebilmesine rağmen, o an geldiğinde dürtüsüne direnememesidir. Kişi, davranışının sonrasında pişmanlık duyabilir, bir daha yapmamaya karar verebilir, hatta bu durumdan büyük bir rahatsızlık duyabilir; ancak dürtü yeniden ortaya çıktığında aynı davranış çoğu zaman tekrarlanır. Bu tekrarlayan döngü, dürtü kontrol bozukluklarının tedavisinin neden uzman bir psikiyatrik yaklaşım gerektirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Tedavide genellikle bilişsel davranışçı terapi teknikleri ile gerekli görüldüğünde ilaç tedavisi bir arada kullanılır ve erken müdahale, kişinin yaşam kalitesini korumak açısından büyük önem taşır.
Diğer Yazılar