← Ana Sayfaya Dön

Uyku ve Uyku Bozuklukları

Uyku, sinir sisteminin ve bedenin enerjisini yenilemesine yardımcı olan, kişinin isteğine bağlı olarak kontrol edemediği doğal bir fizyolojik süreçtir. Bir insan ne kadar direnirse dirensin, belirli bir süre uyanık kaldıktan sonra beden mutlaka uyku moduna geçer; bu, insanın iradesiyle değil, beyindeki uyku ve uyanıklığı düzenleyen sistemler tarafından yönetilen otomatik bir mekanizmadır.

Uyku, tek bir durum değil, birbirinden farklı evrelerden oluşan döngüsel bir süreçtir. Genel olarak uyku, hızlı göz hareketlerinin görülmediği NREM (non-REM) evreleri ile hızlı göz hareketlerinin görüldüğü REM evresi olmak üzere iki ana bölüme ayrılır. NREM uykusu da kendi içinde, uykuya geçiş anını kapsayan hafif bir evreden başlayıp, bedenin en derin dinlenme hâlini yaşadığı yavaş dalga uykusuna kadar ilerleyen birkaç alt aşamadan oluşur.

Bir gece boyunca kişi, NREM ve REM evrelerini kapsayan bu döngüyü ortalama doksan ila yüz on dakikada bir tekrarlayarak birkaç kez yaşar. Gecenin ilk yarısında derin NREM uykusu daha baskınken, sabaha yaklaştıkça REM uykusunun süresi ve yoğunluğu artar. Yetişkin bir insanda toplam REM uykusu, gece boyunca yaklaşık bir buçuk ila iki saat kadar bir süreye denk gelir.

REM evresi, adını gözlerin kapalı göz kapakları altında hızlı bir şekilde hareket etmesinden alır. Bu evrede beyin dalgaları uyanıklık hâline oldukça benzer bir örüntü sergiler ve kişi bu evrede en canlı ve hikâye benzeri rüyaları görür. İlginç bir biçimde, REM uykusu sırasında beyin bu denli aktifken, kol ve bacak kaslarında geçici bir felç hâli, yani kas atonisi meydana gelir. Bu mekanizma, beyin sapındaki bazı sinir merkezlerinin (bu bölgeler arasında locus coeruleus'a yakın yapılar da yer alır) devreye girmesiyle sağlanır ve kişinin rüyasında yaşadığı hareketleri gerçek bedeniyle fiilen gerçekleştirmesini engeller. Bu koruyucu mekanizma bozulduğunda, kişi rüyalarını bedensel olarak canlandırmaya başlayabilir; bu duruma tıpta REM uykusu davranış bozukluğu adı verilir.

Uyku bozuklukları, gerek uykuya dalma ve uykuyu sürdürme gerekse uyku sırasında ya da uyanma anında ortaya çıkan istenmeyen davranışlar açısından oldukça geniş bir yelpazede incelenir. Bunlardan biri olan primer insomnia, kişinin uykuya dalmakta ya da uykusunu sürdürmekte belirgin güçlük yaşadığı ve bu durumun en az bir ay boyunca sürdüğü bir tablodur.

Primer hipersomnia ise tam tersi bir durumu ifade eder; kişi yeterli miktarda uyumasına rağmen gün içinde aşırı bir uyku hâli yaşar ve bu durum günlük yaşamını olumsuz etkiler. Narkolepsi, kişinin gün içinde aniden ve kontrol edilemez biçimde gelen uyku ataklarıyla karşılaştığı, bazen bu ataklara kas gücü kaybının (kataplet) da eşlik edebildiği kronik bir nörolojik durumdur.

Solunuma bağlı uyku bozuklukları grubunda yer alan durumların en bilineni obstrüktif uyku apnesidir; bu durumda kişinin üst solunum yolları uyku sırasında tekrar tekrar tıkanır, bu da kısa süreli solunum duraklamalarına ve uykunun sık sık bölünmesine yol açar.

Uyurgezerlik ise, aslında yaygın kanının aksine REM evresinde değil, gecenin ilk üçte birlik diliminde görülen derin NREM (yavaş dalga) uykusu sırasında ortaya çıkan bir parasomni türüdür. Bu evrede kişi yataktan kalkıp amaçsızca dolaşabilir, çevresine karşı yüzeysel bir farkındalık gösterebilir ancak kendisine söylenenleri gerçek anlamda algılayıp yanıtlayamaz; bu, uyanıklık ile derin uyku arasında bir tür ara durum olarak tanımlanır. Uyurgezerlik genellikle çocukluk döneminde daha sık görülür ve çoğu vakada zamanla kendiliğinden azalır; ağır ya da tehlikeli seyreden vakalarda ortamı güvenli hâle getirme ve altta yatan uyku bozukluklarını tedavi etme gibi yaklaşımlar uygulanabilmektedir.
Diğer Yazılar
Keldaniler Türk'lerde At Tardigradlar (Su Ayıları): Gezegenimizin En Dayanıklı Canlıları Uranyum Soluyan Bakteri: Kirlenmiş Yer Altı Sularına Doğal Bir Çözüm Gaia Teorisi Uyku Sıçraması (Hypnic Jerk): Uykuya Dalarken Neden Aniden İrkiliriz?
← Ana Sayfaya Dön