← Ana Sayfaya Dön

Sembolizm ve Anlam Katmanları

Sembolizm

İnsanlar binlerce yıldır, bir düşünceyi izah etmek için birçok yol denemişlerdir. Bir düşüncenin anlamını kademeli şekilde insanların anlayışlarına ve olgunluklarına göre bir takım kalıplar içerisine koyup sunmuşlardır. Bu kademeli sunum biçimi rastgele değildir; her insanın idrak seviyesi farklı olduğundan, aynı hakikat herkese aynı çıplaklıkla aktarılamaz, bu yüzden bilgi bir tür süzgeçten geçirilerek, alıcının hazır olduğu ölçüde şekillendirilerek verilir. Özellikle ezoterik, gizli tutulması gereken birçok bilgi sembollerle anlatılmıştır. Yani doğrudan doğruya bir düşünce, bir bilgi izah edilmemiş, üstü adeta örtülerek bohçalandıktan sonra aktarılmıştır. Bu örtme işlemi bir gizleme kaygısından çok, bilgiyi zamansız ve katmanlı kılma çabasından doğar; çünkü açık ve dolaysız bir ifade tek bir çağın diliyle sınırlı kalırken, sembol her dönemde yeniden yorumlanabilecek bir esneklik taşır.

Bir sembol, anlatmak istediği fikri kısa, en kesin ve en belirli şekilde ifade eden bir işarettir. Bir şeyi diğer bir şeye benzeterek ve onun içinde adeta kaybederek anlatma tarzıdır. Konuyu biraz açmaya çalışalım. Farz edin ki, karşınızda farklı seviyelerde kişiler var ve onlara bazı gerçekleri açıkça anlatma güçlüğü ile karşı karşıyasınız. Bazı insanlara bir meseleyi açıkça, bir kalıba sokmadan anlatabilirsiniz. Bazı kişilere ise bunu bir benzetme yoluyla anlatmanız gerekebilir, çünkü o, henüz o meseleyle açık bir şekilde karşı karşıya gelebilecek durumda olmayabilir. İşte o anda onun daha önce bildiği bir şeyden hareket etmeniz gerekecektir. Yani nasıl, gibi bir soruyla karşılaştığınız anda, onu bir şeye benzeterek, mecazi bir tarzda izah etmek zorunda kalırsınız. Benzetme unsurunuz bir tabiat olayı olabileceği gibi herhangi bir nesne ya da bir geometrik şekil de olabilir. İşte o anda bazı olayları sembolik hale getirmiş olursunuz. Bu süreç aslında öğreten ile öğrenilen arasında bir tür ortak dil arayışıdır; sembol, iki farklı idrak düzeyi arasında köprü kurmanın en pratik ve en kalıcı yoludur.

Fonksiyonlar

Sembolün üstlendiği görevler tek bir düzlemde kalmaz; hem bireyin içsel gelişimine hem de bilginin korunmasına hizmet edecek şekilde çok yönlü işler.

1. Fonksiyon: Araştırıcı ve inceleyicidir. Uzay ve zaman içinde hareket eden insanın ruhsal macerasını ifade etmeye çalışır. İnsanı araştırmaya sevk eder; çünkü sembol, ilk bakışta anlaşılmayan bir yapıya sahip olduğundan, kişiyi yüzeyde bırakmaz, onu derinleşmeye ve sorgulamaya zorlar.

2. Fonksiyon: Problemlerin sadece akılla değil, sezginin de yardımıyla çözülebileceğini gösterir. Sezgilerin ortaya çıkmasındaki önemini gösterir; sembol, mantıksal çıkarımın ötesinde, doğrudan bir kavrayışı, ani bir aydınlanmayı tetikleyebilecek bir yapıya sahiptir, bu yüzden akılcı analizle çözülemeyen meseleler bazen bir sembolle karşılaşıldığında birdenbire netleşir.

3. Fonksiyon: Sembol, fiilen aracılık fonksiyonu yapar. Birbirinden ayrı olan unsurları birleştirir; yer ile gök, madde ile ruh, gerçek ile rüya, şuur ile şuuraltı arasında köprüler kurar. İnsana tek başına olmadığını hissettirir. İçgüdüsel yaşamı bir merkezkaç kuvveti olarak ele alırsak, sembol merkezcil kuvvet gibi rol oynar; yani dağılmaya, parçalanmaya meyilli olan iç dünyayı bir arada tutan, ona bir bütünlük hissi kazandıran bir unsurdur.

4. Fonksiyon: Sembolizmin bir başka fonksiyonu da terbiye etmesi ve bilgilendirmesidir. İçinde sakladığı sırları çözebilenleri adeta mükâfatlandırır. Çözemeyenler için ise o, tam anlamıyla bir sır kapısıdır, sırların bekçisidir; yani sembol kendiliğinden ayıklayıcı bir mekanizma taşır, hazır olmayana kapısını açmaz, ama arayışını sürdürene yavaş yavaş katmanlarını gösterir.

Gruplandırma

İnisiyatik sırları bünyesinde barındıran semboller başlıca altı ana grupta toplanmıştır. Semboller arasında hayvanlar, geometrik şekiller, sayılar, renkler, nesne ve çeşitli objelerin kullanıldığını görüyoruz. Bu gruplandırma, sembolik dilin ne kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını, doğanın ve insan zihninin hemen her ögesinin bir aktarım aracına dönüştürülebildiğini gösterir. Bunlardan sadece birkaçını bir fikir vermesi için şöyle örneklendirebiliriz:

1. Hayvanların kullanıldığı semboller: Arslan, kurt, yılan, kartal, koç, balık ve benzerleri. Her hayvan, taşıdığı doğal özellikler üzerinden belirli bir nitelik ya da içsel süreci temsil eder.

2. Geometrik şekillerin kullanıldığı semboller: Kare, üçgen, daire, küre ve çeşitli çizimlerden oluşan şekiller. Bu şekiller, soyut kavramları en yalın haliyle görselleştirme işlevi görür.

3. Sayıların kullanıldığı semboller: 0, 1, 3, 7, 9, 40, 41, 52 ve benzerleri. Sayısal semboller genellikle bir sürecin aşamalarını ya da evrensel bir düzeni ifade eder.

4. Çeşitli nesne, obje ve tabiat unsurlarının kullanıldığı semboller: Tüy, asa, kılıç, su, ateş, toprak, güneş, ay, gök, ağaç, ışık, dağ, mağara ve benzerleri. Bu unsurlar doğrudan insanın günlük deneyiminden alındığı için, en kolay tanınan ve en yaygın kullanılan sembol kategorisini oluşturur.

5. Renklerin kullanıldığı semboller: Yeşil, kırmızı, sarı, siyah, mavi ve benzerleri. Renkler, sözcüklerin bazen ifade edemediği duygusal ve ruhsal tonları anlık olarak iletebilme gücüne sahiptir.

6. Tasvirler yapılarak anlatılan motifler: Cehenneme iniş, cennetten kovuluş, kaybedilen sevgilinin bulunması, susuz kalan ülke, canavarla mücadele ve benzerleri. Bu motifler tekil bir nesneden çok, bütün bir anlatı yapısı üzerinden işler ve genellikle kişinin içsel dönüşüm yolculuğunu bir hikâye biçiminde temsil eder.
Diğer Yazılar
Kadim Ritüellerde Adet Kanı Dogmatik Kabala Yüksek Benlik Uyanışı Okült Çalışmada Güvenlik ve Grup Zihninin Tehlikeleri Büyünün İçsel Dili: Enerji, Niyet ve Görünmeyenin Mantığı Kara Büyüler
← Ana Sayfaya Dön