← Ana Sayfaya Dön

Neil deGrasse Tyson Soru-Cevap

Neil deGrasse Tyson'ın bu sözleri, kendisinin 13 Kasım 2011 tarihinde Reddit'te düzenlediği ve platformun en çok ilgi gören etkinliklerinden biri haline gelen bir soru-cevap oturumundan (Ask Me Anything) alınmıştır. Tyson, oturuma kendisinin gerçekten Neil deGrasse Tyson olduğunu doğrulamak amacıyla, mesajı paylaştıktan kısa süre sonra bunu kendi Twitter hesabından da teyit edeceğini belirterek başlamıştır.

Astrofizik doktorasına sahip olan Tyson, kendini genellikle evreni sıradan insanlara anlaşılır kılmak için medya ve belgesel yapımcılarıyla çalışan bir bilim insanı olarak tanımlamış; ayrıca kitaplar yazdığını, evren, Amerika'nın uzay programı ve eğitim sisteminin sorunları üzerine geniş çaplı konuşmalar yaptığını ifade etmiştir.
Oturumda kendisine yöneltilen sorulardan biri, ışığın fotonlar için zamanın hiç işlemediği anlamına gelip gelmediğiydi. Tyson bu soruya evet cevabını vermiş ve fotonların, evrenin bir ucundan diğer ucuna kadar yol alsalar bile, kendi bakış açılarından yayıldıkları anda aynı zamanda soğurulmuş gibi olduklarını belirtmiştir; bu da fotonlar için işleyen bir zaman kavramının bulunmadığı anlamına gelmektedir.

Fizik alanında kendisini hâlâ şaşırtan konular sorulduğunda Tyson üç örnek vermiştir: elektronun bilinen bir büyüklüğünün olmaması ve bugüne kadar yapılmış en küçük ölçümden bile daha küçük olması; kuarkların yalnızca çiftler halinde bulunması ve bir çifti ayırmak için harcanan enerjinin, tam olarak yeni bir kuark çifti yaratacak miktarda olması; son olarak da dönen bir kara deliğin iç yapısındaki uzay-zaman geometrisinin, tamamen farklı bir evrenin var olma ihtimalini dışlamıyor olması.

Çocukların bilime yönlendirilmesi konusunda ise Tyson, asıl sorunun çocuklar değil yetişkinler olduğunu savunmuştur. Ona göre çocuklar zaten doğaları gereği meraklı ve araştırmacıdır; bu merakı büyükler zamanla bastırmaktadır. Kaynaklara ve oy hakkına sahip olan yetişkinler olduğu için, kendi asıl hedef kitlesinin de büyükler olduğunu belirtmiştir.

Bilimsel kariyeri boyunca yaptığı en önemli katkının ne olduğu sorulduğunda Tyson, yıllar önce evrende o zamana kadar kataloglanmış galaksi sayısının on katı kadar galaksi olduğuna dair bir tahminde bulunduğunu, bu tahmininin sayısal olarak tam isabetli çıkmasa da (gerçek oranın yaklaşık beş kat olduğu ortaya çıkmıştır) konunun daha fazla araştırılmasına zemin hazırladığını anlatmıştır.

İnsanları düşünmeye sevk eden favori bilimsel gerçeği sorulduğunda ise, vücudumuzu oluşturan atomların, kimyasal zenginliklerini uzaya saçan süpernovalara kadar izlenebildiğini, bu süpernovaların da içlerinde en az birinde yaşamın bulunduğu gezegen sistemlerine sahip yıldızları ortaya çıkardığını belirtmiştir; bu düşünce, insanlığın evrenle olan derin bağını vurgulayan ve kendisinin sıklıkla dile getirdiği bir tema olmuştur.
İnsan zihninin evreni bir gün tam anlamıyla kavrayıp kavrayamayacağı sorulduğunda Tyson, bunun kendisini endişelendiren bir soru olduğunu, insan türünün nörobiyolojik sınırları göz önüne alındığında evreni eksiksiz biçimde anlayacak kadar gelişmiş olmayabileceğini söylemiştir.

Kendisine sorulan diğer sorularda, en sevdiği bilim kurgu filmleri arasında The Matrix, Contact ve 2001: A Space Odyssey'i saydığı; yirminci yüzyılın daha az tanınan ama bilinmesi gereken bilim insanları olarak Margaret Burbidge, Geoffrey Burbidge, William Alfred Fowler ve Fred Hoyle'u işaret ettiği görülmektedir. Bu dört isim, yıldızların içindeki nükleer füzyon süreçleriyle ağır elementlerin nasıl oluştuğunu açıklayan ve astrofizik tarihinde büyük öneme sahip B²FH makalesinin yazarlarıdır.

Üniversite müfredatına eklemek isteyeceği bir ders sorulduğunda ise Tyson, herkesin karşısındaki kişinin ne zaman anlamsız konuştuğunu ayırt edebilmesini öğreten bir dersin her üniversitede zorunlu olması gerektiğini savunmuştur.

Genç nesle aşılamak istediği tek bir düşünce sorulduğunda ise, yetişkinlerin sanıldığı kadar üstün ya da her zaman haklı olmadığını, çoğu zaman yanılabildiklerini öğretmek istediğini belirtmiş; çocukları yalnızca ebeveynleriyle soru-cevap şeklinde geçen sohbetlere değil, kendi keşif yolculuklarına çıkmaya teşvik etmenin çok daha ilham verici olabileceğini vurgulamıştır.
Diğer Yazılar
Keldaniler Türk'lerde At Tardigradlar (Su Ayıları): Gezegenimizin En Dayanıklı Canlıları Uranyum Soluyan Bakteri: Kirlenmiş Yer Altı Sularına Doğal Bir Çözüm Gaia Teorisi Uyku Sıçraması (Hypnic Jerk): Uykuya Dalarken Neden Aniden İrkiliriz?
← Ana Sayfaya Dön