Machu Picchu
Machu Picchu, And Dağları'nda, Peru'nun Cusco kentine yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta, Urubamba Vadisi üzerinde 2.430 metre yükseklikte kurulmuş görkemli bir İnka kentidir. Kentin, İnka İmparatoru Pachacuti döneminde, 15. yüzyılın ortalarında inşa edildiği düşünülmektedir; ancak bu bilgiyi doğrulayan çağdaş bir yazılı kayıt bulunmamaktadır (Wikipedia).
2021 yılında Yale Üniversitesi'nden antropolog Richard Burger liderliğindeki bir ekibin insan kalıntıları üzerinde yaptığı yirmi altı radyokarbon ölçümü, kentin yaklaşık 1420 ile 1530 yılları arasında iskân edildiğini ortaya koymuştur; bu da kentin inşasının, daha önce kabul edilen 1450 tarihinden bir miktar daha erken başlamış olabileceğine işaret etmektedir (Wikipedia).
Machu Picchu ismi de tartışmalı bir konudur. 2021 yılında Ñawpa Pacha dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, kentin İnkalar tarafından verilen özgün adının aslında yakınındaki daha küçük tepenin adı olan Huayna Picchu ya da sadece Picchu olması muhtemeldir; kentin bugünkü Machu Picchu ismiyle anılması ise büyük olasılıkla Hiram Bingham'ın 1911 sonrası yayınlarıyla yaygınlaşmıştır (Wikipedia).
Kentin, ince işçilikle yontulmuş kuru duvar tekniğiyle inşa edilen klasik İnka mimarisini yansıttığı, Güneş Tapınağı, Üç Pencere Tapınağı ve Intihuatana adlı dini taş yapı gibi önemli yapılara sahip olduğu bilinmektedir (Wikipedia). İspanyol istilacıların 1532'de bölgeye girmesinin ardından kentin, muhtemelen İspanyol fetihleri sırasında terk edildiği düşünülmektedir; sarp dağlar arasında gizli kalması sayesinde İspanyollar tarafından hiçbir zaman keşfedilmemiş ve bu nedenle tahrip edilmemiştir (Wikipedia).
Kentin kuruluş amacına dair kesin bir bilgi bulunmadığından, tarihçiler yıllar içinde farklı teoriler öne sürmüştür. Başlangıçta keşfedilen elli civarında mezarda bulunan iskeletlerin çoğunun kadın olduğu düşünülmüş ve bu nedenle kentin İnkalar'a özgü bir eğitim ya da disiplin merkezi olduğu öne sürülmüştür; ancak sonraki incelemeler bu iskeletlerin cinsiyet dağılımının aslında dengeli olduğunu göstermiş ve bu teori geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde daha çok kabul gören görüş, kentin İnka soylularına ve din adamlarına ait bir kraliyet malikânesi ya da mevsimlik ikametgah olarak kullanıldığı yönündedir (Wikipedia; Hiram Bingham III - Wikipedia).
Kentin dış dünyaya tanıtılması sürecinde birden fazla isim öne çıkmaktadır. 1901 yılında Peru'lu kaşif Agustín Lizárraga ve iki arkadaşının bölgeye ulaştığı ve Üç Pencere Tapınağı'nın merkezi penceresine kendi soyadını ve tarihi kömürle yazdığı bilinmektedir (Wikipedia). Bingham da 1911'deki keşfi sırasında bu yazıyı görmüş ve alan defterine Lizárraga'nın Machu Picchu'nun keşfedicisi olduğunu not etmiştir; ancak sonraki yıllarda yazdığı kitaplarda bu bilgiyi giderek geri planda bırakmış, son eseri Lost City of the Incas'ta keşfi tamamen kendine mal etmiştir (Hiram Bingham III - Wikipedia).
Bingham, aslında bölgeye İnkaların son başkenti olan Vilcabamba'yı ararken gelmiş, yerel kılavuz Melchor Arteaga'nın yardımıyla 24 Temmuz 1911'de Machu Picchu'ya ulaşmıştır. Kendisi eğitimli bir arkeolog değil, Yale Üniversitesi'nde Güney Amerika tarihi üzerine ders veren bir akademisyendi (Wikipedia; National Geographic). Bingham, Machu Picchu'yu yanlışlıkla İnkaların kayıp başkenti olarak tanımlamış; bu hatanın, yıllar sonra Vince Lee adlı bir Kolomb öncesi dönem araştırmacısı tarafından düzeltildiği ve gerçek son başkentin Espíritu Pampa (Vilcabamba) olduğu ortaya konmuştur (Hiram Bingham III - Wikipedia).
1912, 1914 ve 1915 yıllarında Yale Üniversitesi ve National Geographic Society'nin desteğiyle bölgeye geri dönen Bingham, çok sayıda seramik eşya, gümüş heykelcik, mücevher ve insan iskeleti kalıntısını Yale'e taşımıştır. National Geographic dergisinin Nisan 1913 sayısının tamamen bu keşfe ayrılması, Machu Picchu'yu ve Bingham'ı uluslararası üne kavuşturmuştur (Wikipedia; Connecticut History). Peru ile Yale Üniversitesi arasında bu eserlerin iadesine dair yürütülen ve neredeyse yüz yıl süren hukuki ve diplomatik anlaşmazlık, ancak 2010'daki bir anlaşmayla çözülmüş ve eserlerin iadesi 2012'de tamamlanmıştır (Connecticut History).
Machu Picchu, 1981 yılında Peru tarafından Ulusal Tarihi Sığınak, 1983 yılında ise UNESCO tarafından Dünya Mirası Alanı ilan edilmiştir (Wikipedia). 2007 yılında ise Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri seçilmiştir. Günümüzde Peru'nun en çok ziyaret edilen turistik mekânı konumundaki kent, 2025 yılında 1,5 milyonun üzerinde ziyaretçi ağırlamıştır (Wikipedia).
Artan turizm baskısı, bölgede uzun süredir tartışılan bir konudur. 1990'ların sonunda Peru hükümetinin bölgeye bir teleferik hattı ve lüks bir otel kompleksi yapımı için verdiği izinler, çevresel etki değerlendirmesinin yeterince yapılmadığı gerekçesiyle geniş bir protesto dalgasına yol açmıştır; 2018 yılında ise benzer teleferik planları, yerel turizmi teşvik etmek amacıyla yeniden gündeme getirilmiştir (Wikipedia).
2021 yılında Yale Üniversitesi'nden antropolog Richard Burger liderliğindeki bir ekibin insan kalıntıları üzerinde yaptığı yirmi altı radyokarbon ölçümü, kentin yaklaşık 1420 ile 1530 yılları arasında iskân edildiğini ortaya koymuştur; bu da kentin inşasının, daha önce kabul edilen 1450 tarihinden bir miktar daha erken başlamış olabileceğine işaret etmektedir (Wikipedia).
Machu Picchu ismi de tartışmalı bir konudur. 2021 yılında Ñawpa Pacha dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, kentin İnkalar tarafından verilen özgün adının aslında yakınındaki daha küçük tepenin adı olan Huayna Picchu ya da sadece Picchu olması muhtemeldir; kentin bugünkü Machu Picchu ismiyle anılması ise büyük olasılıkla Hiram Bingham'ın 1911 sonrası yayınlarıyla yaygınlaşmıştır (Wikipedia).
Kentin, ince işçilikle yontulmuş kuru duvar tekniğiyle inşa edilen klasik İnka mimarisini yansıttığı, Güneş Tapınağı, Üç Pencere Tapınağı ve Intihuatana adlı dini taş yapı gibi önemli yapılara sahip olduğu bilinmektedir (Wikipedia). İspanyol istilacıların 1532'de bölgeye girmesinin ardından kentin, muhtemelen İspanyol fetihleri sırasında terk edildiği düşünülmektedir; sarp dağlar arasında gizli kalması sayesinde İspanyollar tarafından hiçbir zaman keşfedilmemiş ve bu nedenle tahrip edilmemiştir (Wikipedia).
Kentin kuruluş amacına dair kesin bir bilgi bulunmadığından, tarihçiler yıllar içinde farklı teoriler öne sürmüştür. Başlangıçta keşfedilen elli civarında mezarda bulunan iskeletlerin çoğunun kadın olduğu düşünülmüş ve bu nedenle kentin İnkalar'a özgü bir eğitim ya da disiplin merkezi olduğu öne sürülmüştür; ancak sonraki incelemeler bu iskeletlerin cinsiyet dağılımının aslında dengeli olduğunu göstermiş ve bu teori geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde daha çok kabul gören görüş, kentin İnka soylularına ve din adamlarına ait bir kraliyet malikânesi ya da mevsimlik ikametgah olarak kullanıldığı yönündedir (Wikipedia; Hiram Bingham III - Wikipedia).
Kentin dış dünyaya tanıtılması sürecinde birden fazla isim öne çıkmaktadır. 1901 yılında Peru'lu kaşif Agustín Lizárraga ve iki arkadaşının bölgeye ulaştığı ve Üç Pencere Tapınağı'nın merkezi penceresine kendi soyadını ve tarihi kömürle yazdığı bilinmektedir (Wikipedia). Bingham da 1911'deki keşfi sırasında bu yazıyı görmüş ve alan defterine Lizárraga'nın Machu Picchu'nun keşfedicisi olduğunu not etmiştir; ancak sonraki yıllarda yazdığı kitaplarda bu bilgiyi giderek geri planda bırakmış, son eseri Lost City of the Incas'ta keşfi tamamen kendine mal etmiştir (Hiram Bingham III - Wikipedia).
Bingham, aslında bölgeye İnkaların son başkenti olan Vilcabamba'yı ararken gelmiş, yerel kılavuz Melchor Arteaga'nın yardımıyla 24 Temmuz 1911'de Machu Picchu'ya ulaşmıştır. Kendisi eğitimli bir arkeolog değil, Yale Üniversitesi'nde Güney Amerika tarihi üzerine ders veren bir akademisyendi (Wikipedia; National Geographic). Bingham, Machu Picchu'yu yanlışlıkla İnkaların kayıp başkenti olarak tanımlamış; bu hatanın, yıllar sonra Vince Lee adlı bir Kolomb öncesi dönem araştırmacısı tarafından düzeltildiği ve gerçek son başkentin Espíritu Pampa (Vilcabamba) olduğu ortaya konmuştur (Hiram Bingham III - Wikipedia).
1912, 1914 ve 1915 yıllarında Yale Üniversitesi ve National Geographic Society'nin desteğiyle bölgeye geri dönen Bingham, çok sayıda seramik eşya, gümüş heykelcik, mücevher ve insan iskeleti kalıntısını Yale'e taşımıştır. National Geographic dergisinin Nisan 1913 sayısının tamamen bu keşfe ayrılması, Machu Picchu'yu ve Bingham'ı uluslararası üne kavuşturmuştur (Wikipedia; Connecticut History). Peru ile Yale Üniversitesi arasında bu eserlerin iadesine dair yürütülen ve neredeyse yüz yıl süren hukuki ve diplomatik anlaşmazlık, ancak 2010'daki bir anlaşmayla çözülmüş ve eserlerin iadesi 2012'de tamamlanmıştır (Connecticut History).
Machu Picchu, 1981 yılında Peru tarafından Ulusal Tarihi Sığınak, 1983 yılında ise UNESCO tarafından Dünya Mirası Alanı ilan edilmiştir (Wikipedia). 2007 yılında ise Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri seçilmiştir. Günümüzde Peru'nun en çok ziyaret edilen turistik mekânı konumundaki kent, 2025 yılında 1,5 milyonun üzerinde ziyaretçi ağırlamıştır (Wikipedia).
Artan turizm baskısı, bölgede uzun süredir tartışılan bir konudur. 1990'ların sonunda Peru hükümetinin bölgeye bir teleferik hattı ve lüks bir otel kompleksi yapımı için verdiği izinler, çevresel etki değerlendirmesinin yeterince yapılmadığı gerekçesiyle geniş bir protesto dalgasına yol açmıştır; 2018 yılında ise benzer teleferik planları, yerel turizmi teşvik etmek amacıyla yeniden gündeme getirilmiştir (Wikipedia).
Diğer Yazılar