Işık ile Karanlığın Kutuplaşması: Şeytan, Agarta ve Şambala
Dini literatürde Şeytan ile anlatılmak istenen meselenin özü ile bu ezoterik geçmiş arasında dikkat çekici paralellikler bulunur. Kuran-ı Kerim'de Şeytan, aslında Cennet katında bulunan, ancak isyan ettiği için oradan ayrılması emredilen bir varlık olarak anılır. Bu durum, tıpkı ortak bir kökene sahip olmalarına rağmen zamanla Agarta ve Şambala'nın birbirinden ayrılması gibi bir sürece işaret eder.
Dini terminolojide Şeytan olarak sembolleştirilen bu kavramla asıl anlatılmak istenen, negatif enerjilerin yoğunlaştığı bir merkezdir. Dinlerde ve mitolojilerde geçen Şeytan sembolü, öncelikle negatif fiillerin ve enerjilerin sembolüdür. Daha açık bir ifadeyle söylemek gerekirse, bu sembol, negatif enerjileri yaymakla görevli bir ruhsal planın dini terminolojideki karşılığıdır. Dünya üzerinde nasıl Agarta ve Şambala olarak, biri pozitif diğeri negatif kutbun temsilcileri ortaya çıkmışsa, bu oluşumun desteklenmesi ve yaygınlaştırılabilmesi için ruhsal alanda da benzer bir desteğin verilmesi gerekmekteydi. Hatta bu kutuplaşmanın önce ruhsal planda gerçekleştiğini söylemek mümkündür. Önce ruhsal planda ortaya çıkan bu kutuplaşma, daha sonra fiziksel dünyaya yansımış ve Agarta ile Şambala olarak iki ayrı kutup şeklinde belirmiştir. Şeytan planıyla ilişkilendirilen rahiplerin, Şambala rahipleri olduğunu ayrıca belirtmeye gerek yoktur. Nitekim Ortaçağ döneminde yapılan ve Şeytan'ı tasvir eden tablolardan birinin adının Belial olması, bu bağlamda oldukça düşündürücüdür.
Dini literatürde Şeytan'la ilgili dikkat çeken bir başka tema daha vardır: Şeytan'ın belli bir süre serbest bırakıldığı, ancak zamanı geldiğinde bu gücünün elinden alınacağı anlatılır. Bu sürenin ne zaman sona ereceği ise dini metinlerde açıkça belirtilmiştir: kıyamette.
Kıyametin insanlığın uyanışı anlamına geldiği düşünüldüğünde, mesele bir anda daha net bir hal almaya başlar. Şeytan'ın görevi tamamlandığında insanlık kıyama varacak, ayağa kalkacak, ölü anlayışlardan uyanacak, yani şuurlanacak ve bilgilenecektir. Dini terminoloji ile ezoterik terminolojiyi birleştirdiğimizde ortaya çıkan sonuç şudur: Şambala'nın hâkimiyeti sona erip Agarta hâkimiyeti ele aldığında, insanlık yeniden bir çıkış sürecine girecektir. Bu, tüm dinlerde vaat edilmiş bir sondur ve insanlık bu sona doğru hızla yol almaktadır. Böylece insanlığın önündeki bu iniş ve ardından gelecek çıkış sürecinin yaşanması kaçınılmaz görünmektedir. Şambala'nın da katkılarıyla insanlığın aşağıya inişi zaten gerçekleşmiş durumdadır. Ancak burada asıl önemli olan ve bugün bizi ilgilendiren mesele, bu gidişatın değişme vaktinin artık gelmeye başlamış olmasıdır.
Bu iddia, binlerce yıl öncesine ait ezoterik bilgilerde yer alan, insanlığın aşamalı olarak aşağıya iniş ve yukarıya çıkış sürecini gösteren bir grafiğe dayandırılır. Bu grafikte yer alan değişimler ve bu değişimlere denk gelen tarihler kesin veriler olarak değil, genel bir sürecin gidişatını gösteren bir çerçeve olarak değerlendirilmelidir. Yani burada saati saatine bir tarihlendirmeden söz etmek mümkün değildir; ancak bu gidişatın hangi süreç içinde yayıldığına dair genel bir fikir edinmek mümkündür. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da, bu değişim sürecinin fiziksel ve ruhsal boyutlarının birbiriyle sıkı sıkıya bağlantılı olmasıdır. Yani dünya üzerinde yalnızca ruhsal bir değişim değil, jeofiziksel, iklimsel ve benzeri fiziksel değişimlerin de, daha önce yaşandığı gibi, bundan sonra da yaşanacağı öngörülmektedir.
Dini terminolojide Şeytan olarak sembolleştirilen bu kavramla asıl anlatılmak istenen, negatif enerjilerin yoğunlaştığı bir merkezdir. Dinlerde ve mitolojilerde geçen Şeytan sembolü, öncelikle negatif fiillerin ve enerjilerin sembolüdür. Daha açık bir ifadeyle söylemek gerekirse, bu sembol, negatif enerjileri yaymakla görevli bir ruhsal planın dini terminolojideki karşılığıdır. Dünya üzerinde nasıl Agarta ve Şambala olarak, biri pozitif diğeri negatif kutbun temsilcileri ortaya çıkmışsa, bu oluşumun desteklenmesi ve yaygınlaştırılabilmesi için ruhsal alanda da benzer bir desteğin verilmesi gerekmekteydi. Hatta bu kutuplaşmanın önce ruhsal planda gerçekleştiğini söylemek mümkündür. Önce ruhsal planda ortaya çıkan bu kutuplaşma, daha sonra fiziksel dünyaya yansımış ve Agarta ile Şambala olarak iki ayrı kutup şeklinde belirmiştir. Şeytan planıyla ilişkilendirilen rahiplerin, Şambala rahipleri olduğunu ayrıca belirtmeye gerek yoktur. Nitekim Ortaçağ döneminde yapılan ve Şeytan'ı tasvir eden tablolardan birinin adının Belial olması, bu bağlamda oldukça düşündürücüdür.
Dini literatürde Şeytan'la ilgili dikkat çeken bir başka tema daha vardır: Şeytan'ın belli bir süre serbest bırakıldığı, ancak zamanı geldiğinde bu gücünün elinden alınacağı anlatılır. Bu sürenin ne zaman sona ereceği ise dini metinlerde açıkça belirtilmiştir: kıyamette.
Kıyametin insanlığın uyanışı anlamına geldiği düşünüldüğünde, mesele bir anda daha net bir hal almaya başlar. Şeytan'ın görevi tamamlandığında insanlık kıyama varacak, ayağa kalkacak, ölü anlayışlardan uyanacak, yani şuurlanacak ve bilgilenecektir. Dini terminoloji ile ezoterik terminolojiyi birleştirdiğimizde ortaya çıkan sonuç şudur: Şambala'nın hâkimiyeti sona erip Agarta hâkimiyeti ele aldığında, insanlık yeniden bir çıkış sürecine girecektir. Bu, tüm dinlerde vaat edilmiş bir sondur ve insanlık bu sona doğru hızla yol almaktadır. Böylece insanlığın önündeki bu iniş ve ardından gelecek çıkış sürecinin yaşanması kaçınılmaz görünmektedir. Şambala'nın da katkılarıyla insanlığın aşağıya inişi zaten gerçekleşmiş durumdadır. Ancak burada asıl önemli olan ve bugün bizi ilgilendiren mesele, bu gidişatın değişme vaktinin artık gelmeye başlamış olmasıdır.
Bu iddia, binlerce yıl öncesine ait ezoterik bilgilerde yer alan, insanlığın aşamalı olarak aşağıya iniş ve yukarıya çıkış sürecini gösteren bir grafiğe dayandırılır. Bu grafikte yer alan değişimler ve bu değişimlere denk gelen tarihler kesin veriler olarak değil, genel bir sürecin gidişatını gösteren bir çerçeve olarak değerlendirilmelidir. Yani burada saati saatine bir tarihlendirmeden söz etmek mümkün değildir; ancak bu gidişatın hangi süreç içinde yayıldığına dair genel bir fikir edinmek mümkündür. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da, bu değişim sürecinin fiziksel ve ruhsal boyutlarının birbiriyle sıkı sıkıya bağlantılı olmasıdır. Yani dünya üzerinde yalnızca ruhsal bir değişim değil, jeofiziksel, iklimsel ve benzeri fiziksel değişimlerin de, daha önce yaşandığı gibi, bundan sonra da yaşanacağı öngörülmektedir.
Diğer Yazılar