← Ana Sayfaya Dön

Alevi-Bektaşi Edebiyatının Büyük Ozanları

Seyyid Nesimî (14. yy - 15. yy)

Bu geleneğin en eski ve en acı sonlu ismi İmadeddin Seyyid Nesimî'dir. 14. yy ile 15. yy arasındaki geçiş döneminde, 1339 ile 1344 yılları arasında bir tarihte Bağdat civarındaki Nesim kasabasında doğmuş, adını da bu doğum yerinden almıştır. Nesimî'nin düşünce dünyası, harflerin ve rakamların kutsal bir anlam taşıdığını, insanın özünde ilahi bir hakikati barındırdığını savunan Hurufilik akımının kurucusu Fazlullah Hurufî'nin öğretisi etrafında şekillenmiştir; Nesimî bu akımın halifesi olarak tanınır. Taşıdığı bu radikal inanç, onu döneminin yerleşik din anlayışıyla karşı karşıya getirmiş ve sonunda hayatına mal olmuştur; 1418 yılında Halep'te derisi yüzülerek idam edilmiştir. Nesimî, kendisinden sonra gelecek olan Fuzulî gibi şiirlerini Azeri Türkçesiyle kaleme almış, biri Türkçe biri Farsça olmak üzere iki ayrı divan bırakmıştır.

Şah İsmail Hatâyi (16. yy)

Nesimî'nin ölümünden yaklaşık bir buçuk asır sonra, 16. yy'da, hem bir şair hem de bir devlet kurucusu olarak tarih sahnesine çıkan Şah İsmail Hatâyi, bu geleneğin en özgün isimlerinden biri olmuştur. 1486 yılında Erdebil'de doğan Hatâyi, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın torunudur ve Safevî Devleti'nin kurucusu olarak İran ve bölge tarihinde kalıcı bir siyasi miras bırakmıştır. 1524 yılında, henüz otuz yedi yaşındayken Azerbaycan'da hayatını kaybeden Hatâyi'nin türbesi, Erdebil'de babası Şah Haydar'ın türbesinin hemen yanında yer alır. Hem aruz hem hece ölçüsüyle şiir yazan Hatâyi, bu üretimiyle Nesimî ile Fuzulî arasındaki dönemin en güçlü şairi olarak kabul edilir; özellikle hece ölçüsüyle yazdığı şiirler, Anadolu'da Aleviliğin yayılmasında büyük bir etki yaratmıştır. Nesimî ve Fuzulî gibi o da şiirlerini Azeri Türkçesiyle yazmış, bu şiirler daha sonra Saadettin Nüzhet Ergun tarafından derlenerek 1946 yılında Hatâyi Divanı adıyla yayımlanmıştır.

Fuzulî (16. yy)

Bu üç ismin en parlağı ve klasik Türk şiirinin en büyük şairi olarak kabul edilen Fuzulî'dir. Asıl adı Mehmed olan Fuzulî'nin doğum yeri ve yılı konusunda kaynaklar arasında tam bir görüş birliği bulunmasa da, 15. yy'ın sonlarında Bağdat civarındaki Hile kasabasında doğduğu görüşü öne çıkar. Yaşamının büyük bölümünü Kerbela, Necef ve Bağdat gibi şehirlerde geçiren Fuzulî, 1556 yılında Bağdat'ta hayatını kaybetmiştir. Eserlerinde Azeri Türkçesinin yanı sıra Arapça ve Farsçayı da ustalıkla kullanan Fuzulî'nin bıraktığı eserler arasında Hadikatü's-Süadâ, Beng ü Bâde, Dâstân-ı Leylî vü Mecnûn, Risâle-i Muammeyât, Terceme-i Hadis-i Erbain, Hazreti Ali'ye atfedilen bir divan, Şikâyetname ve Sıhhat u Maraz sayılabilir; bu eser çeşitliliği, onun yalnızca lirik şiirde değil, mesnevi ve risale gibi farklı türlerde de derin bir ustalık sergilediğini gösterir.

Yemini (15. yy - 16. yy)

Fuzulî ile aynı döneme, 15. yy ile 16. yy arasına tarihlenen bir başka isim, Derviş Muhammed Yemini'dir. Hayatı hakkında elimizde ayrıntılı bilgi bulunmayan Yemini'nin doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, 16. yy'ın başlarında yaşadığı, 1519 yılında yazdığı Faziletname adlı mesnevisinden anlaşılmaktadır. Fazilet-i Ali olarak da bilinen bu eserde Hazreti Ali'nin hayatı ve erdemleri anlatılır.

Viranî (16. yy - 17. yy)

Benzer bir bilgi belirsizliği, 16. yy ile 17. yy arasında yaşadığı düşünülen Viranî için de söz konusudur. Aşık Virani Baba'nın yaşamına dair ayrıntılı bir kayıt günümüze ulaşmamış olsa da, Alevi-Bektaşi anlatı geleneği onun Necef'teki Bektaşi Dergâhında postnişinlik yaptığını aktarır. Nazm ü Nesr-i Virani Baba adlı eseri, kendisinden çok sonra, 1873 yılında Mısır'da basılmıştır.

Pir Sultan Abdal (16. yy)

16. yy'da Sivas ve çevresinde yaşayan Pir Sultan Abdal, bu geleneğin belki de en etkili ve en trajik sonlu ismidir. Bir ayaklanmaya öncülük ettiği gerekçesiyle dönemin Sivas valisi Hızır Paşa tarafından astırılarak idam edilen Pir Sultan Abdal'ın şiirlerinden öğrenildiğine göre gerçek adı Haydar'dır ve Sivas'ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Anadolu Alevi-Bektaşi toplumunu yüzyıllar boyunca derinden etkileyen en önemli halk ozanlarından biri olan Pir Sultan Abdal, araştırmacı Atilla Özkırımlı'ya göre Alevi-Bektaşi edebiyatının en büyük şairidir. Halk dili ve halk edebiyatından beslenen kusursuz söyleyişi, belirli bir inancın insani yönünü öne çıkaran dünya görüşü ve güçlü lirizmi, onun etkisinin günümüze kadar sürmesini sağlamıştır.

Kul Himmet (16. yy)

Bu geleneğin son halkası olan Kul Himmet, 16. yy'ın ikinci yarısında yaşamıştır. Tokat iline bağlı Almus ilçesinin bugünkü adı Görümlü olan Varzıl köyünde doğmuş, türbesi de yine bu köydedir. Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla Pir Sultan Abdal'a bağlı olan Kul Himmet, onun çevresinde yetişmiş ve edebi kişiliğini bu bağlılık üzerine inşa etmiştir.
Diğer Yazılar
Şizofren Ressam Bryan Charnley Yaşam Sevdalısı Violet Jessop Büyük Kahin Nostradamus Baba Vanga Edgar Cayce St. Nilus
← Ana Sayfaya Dön